Alman emperyalizminin öncülük talebi

04. September 2022  Aktuelles

Alman emperyalizminin öncülük talebi

4 Eylül 2022

Scholz’un Prag’daki Karl Üniversitesinde yaptığı konuşma Alman emperyalizminin tüm Avrupa kıtasını tahakkümü altına almayı hedeflediğini bir kez daha gösterdi. İşin tarihsel açıdan ilginç olanı, Alman tekelci burjuvazisinin ne zaman dünyayı yöneten güç olmak için adımlar atmak istese, bunu her defasında Alman sosyal demokrasisine yaptırmasıdır. 1914 savaş kredileri kararı alınıp, dünya yangın yerine döndürüldüğünde; Alman işçi sınıfı hareketinin bölünmesinde, Alman faşizmine giden yolların döşenmesinde veya savaş sonrası Alman ordularının ilk kez yurtdışına gönderilmesinde ve Avrupa’nın militarist-yayılmacı rotaya oturtulmasında işbaşında olanlar her defasında SPD yönetimindeki hükümetlerdi. Bunu muhafazakârları temize çıkartmak için değil, en güçlü emperyalist ülkede bile toplumsal rızanın alınmasının ne denli önemli olduğunu ve bu görevi en iyi Alman sosyal demokratların yerine getirdiğini göstermesi nedeniyle vurgulama gereği duyduk.

Scholz Prag’da “Avrupalı ülkelerin, ki Almanya dahil, münferit biçimde küresel düzeyde çıkarlarını kollayabilmek için çok küçük olduklarını” tespit ederek, “değerlerimizi ve çıkarlarımızı dünya siyasetine dayatabilmemiz için daha güçlü, daha bağımsız ve daha jeopolitik bir Avrupa Birliği’ne ihtiyacımız var” dedi. Bunun için AB’nin “olanaklı olduğunca dış güçlerden bağımsız hareket etmesinin” ve “yaşamsal önem taşıyan yüksek teknoloji ürünlerinin üretilmesi, uzaya ulaşabileceğimiz gerekli yolların açılması ve Avrupa’nın egemenliğinin sağlanması için sanayi kapasitelerinin artırılmasının zorunlu olduğunu” vurguladı.

Scholz bu bağlamda AB’nin karar alma mekanizmalarının “sıkılaştırılarak kolaylaştırılmasını” ve “ortak dış politika veya vergi politikaları gibi alanlarda oy birliği yerine basit çoğunluk kararları alınarak gerekli adımların atılmasını” talep ederek, bir dönemin Çekirdek Avrupa düşüncesini yeniden hortlattı. Gürcistan, Moldovya ve Ukrayna dahil olmak üzere AB’nin Doğu Avrupa’ya açılarak 36 üyeye genişlemesini savunan Scholz, Alman emperyalizminin çıkarlarını diğer üye ülkelere daha rahat dayatabileceği “basit çoğunluk” uygulaması için avantajlı duruma gelmeyi planladığını gösterdi. Fransa’nın desteğini alan Almanya’nın “basit çoğunluk” uygulamasına geçilmesini ekonomik gücü ve yaptırım tehditleriyle diğer AB üyesi ülkelere kabul ettirebileceğinden hareket ettiği çok açık görülmektedir.

Scholz’un dikkat çeken bu çıkışları Alman emperyalizminin aynı şekilde “savunma” politikaları alanında da uzun vadede NATO’dan ve dolayısıyla ABD’nden bağımsız olmak istediğine işaret etmektedir. Bilindiği gibi mart ayında AB Dış İşleri ve Savunma Bakanları, Almanya ile Fransa’nın dayatmasıyla AB’nin yeni askeri doktrini olarak tanımlanan “Stratejik Pusula” kararını alarak, en kısa zamanda hareket geçebilecek ve dünyanın her tarafında “etkin operasyon” gerçekleştirme yetisine sahip 5 bin kişilik “Acil Müdahale Birliğinin” oluşturulmasını kabul etmişlerdi. Scholz bu karara dikkat çekerek, “Almanya diğer AB’li partnerleriyle birlikte bu birliğin en geç 2025’te hazır olması ve maddi, teknik ve personel ihtiyaçlarının karşılanması için elinden geleni yapacağını” söyledi. Bunu söylerken de AB ülkelerindeki silah tekellerinin “silahlanma projelerinde daha sıkı iş birliği yapmaları ve AB Savunma Ajansının kararlarını kabul etmeleri” için küçük AB üyesi ülkelere göz dağı vermeyi de ihmal etmedi.

Scholz’un konuşması, AB Komisyon Başkanı von der Leyen’in “Avrupa ABD ve Çin arasında bağımsız dünya gücü olmalıdır” ve Fransa Başkanı Macron’un von der Leyen’i destekleyerek, “bunu başaramazsak, dünya politikasındaki etkimizi kaybederiz” sözleriyle birlikte ele alınınca, Avrupa’daki Transatlantikçi fraksiyonlara karşı konumlanışa geçilmek istendiği görülebilir. Ancak Avrupacıların bunu başarabilecek güce henüz erişmediklerini de söyleyebiliriz. Özellikle Avrupa toplumlarında yaşam ve çalışma koşullarının kötüleşmesine karşı oluşan tepkilerin sonbahar aylarında büyük protesto hareketlerine dönüşme olasılığı, toplumsal rıza üretimini daha da zorlaştıracak. Her halükârda sonbaharın çok sıcak geçeceği şimdiden belli oldu.