“ABD’yle, ABD’siz, ABD’ye karşı?”

Emperyalist güçler arasındaki ilişkilerin değişkenliği ve keskinleşen çıkar çelişkileri üzerine

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı savaşının dünya çapındaki etkileri, enerji taşıyıcıları ve kritik altyapılar ile kilit sanayiler için yaşamsal önemi olan nadir topraklar darboğazı, öncelikle Batı Avrupa’daki emperyalist devletleri zora sokmaktadır. Dünya ekonomisinin ağırlık noktasının Asya’ya kayması, Avrupa’daki sanayisizleşme süreçlerinin hız kazanması, enerji ve hammadde bağımlılığı ve bunlarla bağlantılı olarak ABD emperyalizminin önceliğini Hint-Pasifik bölgesine vermesinin sonuçları, başta Almanya olmak üzere Avrupalı emperyalist güçlerin “stratejik otonomi” sağlayacak yeni arayışlara girmelerine neden olmaktadır. “Yaşlı kıtanın” egemen sınıfları değişmekte olan koşullara Avrupa’nın militarist dönüşümüne ivme kazandırarak uyum sağlamaya ve uluslararası siyasetin belirlenmesinde söz sahibi olabilecekleri güce erişmeye çalışarak yanıt vermektedirler.

„“ABD’yle, ABD’siz, ABD’ye karşı?”“ weiterlesen

“Topyekun vatan savunması”

Hafta başında Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt hükümetinin “Nüfus Koruma Paketi” çerçevesinde 2029 yılına kadar on milyar avro harcayarak “sivil savunma ve afet koruma sistemlerini” yenileyeceğini açıkladı. İlk bakışta olağan bir devlet hizmeti gibi görülebilecek bu adım yakından bakıldığında Alman devletinin militarist dönüşüm temelinde savaş hazırlığının bir adımı olduğu görülebilir. Dahası, bu adım ile kamuoyunda “kesin savaş çıkacak” görüşü yaygınlaştırılarak, militarizme toplumsal rıza üretilmektedir.

„“Topyekun vatan savunması”“ weiterlesen

Almanya’nın “Manhattan Projesi”

Alman silah tekellerinin görevlendirdiği bir grup “savunma stratejisti” Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir silahlanma stratejisi geliştirmesini talep eden bir belgeyi dolaşıma soktu. “Avrupa’nın savunma otonomisine giden yol: Kritik bağımlılıkların aşılmasına yönelik bir kılavuz” başlığını taşıyan belge Avrupa’nın “ABD’den gelen yazılımlar ve sistemler ile Beyaz Saray’ın izni olmaksızın hiçbir savaş operasyonu yapamayacağını” tespit ettikten sonra, Avrupa’nın 500 milyar avroluk bir yatırımla bu “bağımlılıktan” kurtulabileceğini iddia ediyor. Ve Avrupa’nın “savunma otonomisinin ancak Almanya’nın mali ve endüstriyel kaynaklarının kullanılmasıyla sağlanabileceği” vurgulanarak, Alman silah tekellerinin üstleneceği role atıfta bulunuyor.

„Almanya’nın “Manhattan Projesi”“ weiterlesen

“Ami go home!”?

Alman barış hareketinin isteği nihayet gerçekleşiyor mu? Bilindiği gibi ABD Başkanı Trump geçenlerde Almanya’da konuşlandırılmış 39 bin ABD askerinin beş binini geri çekeceğini ve uzun süredir planlanan Tomahawk füzelerinin gönderilmesinden vazgeçildiğini açıklamıştı. Burjuva medyası bu açıklamayı “Trump Şansölye Merz’e İran nedeniyle ceza kesiyor”diye yorumlarken, Almanya’daki egemen siyasetten “caydırıcılık için alternatif bulmalıyız” sesleri yükseldi.

„“Ami go home!”?“ weiterlesen

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist dönüşümün faturasını çalışan sınıflara ve yoksullara çıkarmaya! Sınıf mücadelesinden çoktan vazgeçmiş ve “sosyal partnerliğe” indirgenmiş sendikalar olduğu müddetçe de bunları yapmak kolaylarına geliyor. Ama gene de dünya çapında işçi sınıfının mücadele günü olarak kutlanan 1 Mayıs Almanya’da sıradan bir gün haline gelmesine rağmen, 1 Mayıs kutlamaları hala gözlerine batıyor, yok etmeye çalışıyorlar.

„1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün“ weiterlesen

Militarist dönüşümün yeni adımı

Alman emperyalizminin yeni “Askeri Strateji” belgesinin gösterdikleri

Almanya ve dolayısıyla Avrupa tarihinde Alman sosyal demokrasisinin ihanetleri ve savaşlar konusundaki sorumlulukları herhalde saymakla bitmez. Topyekûn savaş sarmalı ile karşı karşıya olduğumuz günümüzde Alman emperyalizmi bir kez daha Alman sosyal demokrasini emelleri için kullanıyor. 22 Nisan’da basın önüne çıkan Federal Savunma Bakanı, sosyal demokratların umut bağladığı Boris Pistorius, bakanlığı tarafından hazırlanan “Askeri Strateji” belgesini kamuoyuna tanıttı. Böylesi bir belge Almanya Federal Cumhuriyeti tarihinde ilk kez hazırlanıyor. Sosyal demokrat Şansölye Olaf Scholz döneminde 14 Haziran 2023’te karar altına alınan “Almanya Ulusal Güvenlik Stratejisi” ve 9 Kasım 2023’te gene Pistorius tarafından açıklanan “Savunma Politikaları Yönergesinden” sonra karar altına alınan bu strateji belgesinin önemli bölümleri gizli tutulsa da kamuoyuna açıklanan bölümleri militarist dönüşümün ne denli ivme kazandığını yeterince kanıtlamaktadır. Makalemizde öncelikli olarak strateji belgesinin içeriğini inceleyeceğiz.

„Militarist dönüşümün yeni adımı“ weiterlesen

Almanya’daki faşistleşme süreci

Bu yıl Almanya’da beş eyalette seçimler yapılacak. 8 Mart’ta Baden-Württemberg’de, 22 Mart’ta Rheinland-Pflaz’da, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’da, 22 Eylül’de de Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de seçmenler yeni Eyalet Parlamentolarını ve yeni eyalet hükümetlerini seçecekler. Ayrıca aynı tarihlerde Aşağı-Saksonya, Bavyera, Berlin ve Hessen eyaletlerinde yerel seçimler gerçekleştirilecek. Burjuva medyasına baktığımızda, bu seçim yılının Merz hükümeti için önemli bir sınav olacağı yorumlarının yapıldığını görebiliriz. Nihayetinde özellikle Eyalet Parlamentosu seçimleri salt bölgesel değil, ülke düzeyinde de siyasi etkide bulunacaklar.

„Almanya’daki faşistleşme süreci“ weiterlesen

Nükleer çılgınlığa bir adım daha…

Alman emperyalizminin nükleer silahlanma çabaları üzerine

3 Şubat 2026

Dünyanın neredeyse uçurumun kenarına gelmesine neden olan emperyalist İkinci Dünya Paylaşım Savaşının fitilini yakan Alman tekelci burjuvazisi, birinci hegemon olma heveslerini yeniden harladı. Kapitalist cephenin en rafine, gerici ve saldırgan burjuvazisi olan Alman tekelci burjuvazisi bu emeline ulaşmak için nükleer bombaya sahip olma arzusunda. Son yıllarda, ama özellikle son aylarda hararetlenen nükleer silahlanma tartışmaları soyut bir düşünce oyunu değil artık. Tam aksine, güncel biçimiyle niteliksel bir siyasi ve zihinsel değişimin ifadesidir. Yani Alman emperyalizmi nükleer bombaya sahip olunmasını salt bir korkutma unsuru veya “caydırıcılık politikasının aracı” olarak değil, gerektiğinde başvurulacak sözde “rasyonel seçenek” ve kullanılmaya müsait bir opsiyon olarak görmektedir.

„Nükleer çılgınlığa bir adım daha…“ weiterlesen

Tramvay yerine tank

Alman sanayisinin militarist dönüşümü üzerine

Scholz hükümeti 4 Aralık 2024’te yeni “Ulusal Güvenlik ve Savunma Sanayi Stratejisi” adlı belgeyi kabul ederek, Alman sanayisinin militarist dönüşümüne yeni bir ivme kazandırmıştı. Belge ile “kilit sanayi teşekkülleri” olarak adlandırılan sanayilerin büyük ölçüde ulusal kontrol altında kalmalarını, kısmen de Avrupalı müttefiklerle ortaklaşa korunmasını öngörüyordu. Nitekim bir yıl içinde “savunma ve güvenliği ilgilendiren bilişim ve iletişim teknolojileri, yapay zeka, tersaneler, zırhlı araçlar, sensör teknolojisi, kuantum teknolojisi, elektromanyetik mücadele, hava savunması ve dronlar, mühimmat” gibi çeşitli alanlarda devlet girişimleri ve katılımları artırıldı. Merz hükümeti de Scholz hükümetinin başlattığı ivmeyi hızlandırdı.

„Tramvay yerine tank“ weiterlesen

Alman askeri-sınai kompleksi hakkında

Almanya’daki Die Linke partisine yakın olan Rosa-Luxemburg-Vakfı internet sayfalarında kimi zaman radikal solun da faydalanabileceği bilgiler ve araştırmalar yayınlıyor. Bu araştırmalardan birisi, Tübingen’deki “Militaristleşme Bilgi Merkezi” olarak Türkçeye adını çevirebileceğimiz IMI’de çalışan Andreas Seifert’in Alman askeri-sınai kompleksi içerisinde yer alan kurum ve tekelleri sıraladığı çalışmasıdır. Makalelerimizde sürekli olarak Almanya’daki yaşamın nasıl militarizmin boyunduruğu altına alındığına, Alman silah tekellerinin nasıl dış politikayı etkilediğine ve Alman emperyalizminin hangi hedefler peşinde koştuğuna değiniyoruz. Okurların Almanya’daki tekelleri ve bağlantılarını görebilmeleri, makalelerimizde ileri sürdüğümüz tespitlerin arka planını daha iyi irdeleyebilmeleri için Seifert’in çalışmasının Türkçe çevirisini ilginize sunuyoruz. 

„Alman askeri-sınai kompleksi hakkında“ weiterlesen

Almanya’nın alevlenen Hindistan aşkı

19 Ocak 2026

Alman Şansölyesi Friedrich Merz’in 13 Ocak 2026’da yaptığı Hindistan ziyareti, Alman emperyalizminin yirmi yıllık hararetli hazırlığının ara sonucu oldu. Hindu milliyetçisi Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yirmiden fazla antlaşma imzalayan Merz’in hedefi açık: Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) Alman tekelleri için üretim mevkii ve pazar olarak büyük önemini izafileştirmek ve Hindistan’ı ÇHC’nin alternatifi haline getirmek. Ayrıca iki ülkenin askeri-sınai komplekslerinin iş birliğini geliştirerek Rusya’nın etkinliği zayıflatmak ve Trump yönetiminin gümrük politikalarından aynı şekilde etkilenen iki ülke olarak aralarındaki iktisadi alış-verişi güçlendirmek.

„Almanya’nın alevlenen Hindistan aşkı“ weiterlesen

Militarist-yayılmacılığın zaferi

Almanya Federal Parlamento Seçimleri üzerine

26 Şubat 2025

Almanya’da yapılan 23 Şubat 2025 Federal Parlamento Seçimleri 1990 sonrasının en yüksek katılımıyla sonuçlanmasına rağmen, Alman emperyalizminin güncel savaş ve kriz politikalarında bir değişim olmayacağına işaret ediyor. Aslına bakılırsa seçim sonuçlarını “savaş kabinesinde görev değişimi” olarak nitelendirmek mümkün. Dahası, yaşamın her alanını ele geçiren militarizmin, toplumsal rıza alarak, asıl seçim zaferini elde ettiğinden bahsedebiliriz. Nihâyetinde Federal Parlamento’da meclis grubu kuracak olan CDU/CSU, SPD, Yeşiller ve ırkçı-faşist AfD, aralarında biçimsel olmak dışında bir fark olmamakla birlikte, seçim kampanyalarındaki söylemlerinde unisono Federal Bütçenin yarısını silahlanmaya ayırmak istediklerini vurgulamışlardı. Bu söylem maalesef Alman seçmenlerin yüzde 81,7’sinin onayını aldı.

„Militarist-yayılmacılığın zaferi“ weiterlesen

Savaş kabinesinde görev değişimi

10 Kasım 2024

ABD Başkanlık Seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasının ertesi günü Almanya’da hükümet krizinin derinleşerek SPD-Yeşiller-FDP koalisyonunun dağılmasına yol açması, kimi yorumcu tarafından “Almanya’nın ABD vassallığı tescillendi” biçiminde değerlendirildi. Bu tespitte doğruluk payı olsa da Federal Hükümetin dağılacağının sinyallerini bir yıl öncesinden görmek olanaklıydı. Geçen çarşamba günü Şansölye Scholz’un Maliye Bakanı Lindler’i görevden almasıyla erken seçim Almanya’nın gündemine oturmuş oldu.

„Savaş kabinesinde görev değişimi“ weiterlesen

Emperyalizmin yeşili…

Alman tekelci burjuvazisinin siyasi temsilciliğine soyunan Yeşiller Partisi üzerine

Şubat 2023

1979 ve 1980 yılları Batı Almanya’da çevre ve barış hareketlerinin kitleselleşip, radikalleştiği yıllar olmuştu. 1968 gençlik hareketinden doğan, ama kısa zamanda anti-Sovyet pozisyonlarıyla egemen sisteme entegre edilen “Yeni Toplumsal Hareketler” veya “Yeni Sol” özellikle nükleer enerjiye karşı oluşan çevre hareketinde etkin olmaya başlamış ve barış hareketi içinde de yaygın bir şekilde yer almaya başlamıştı. Antimilitarist ve pasifist söylem Soğuk Savaşın keskinleştiği bu yıllarda NATO’ya ve NATO’nun nükleer roket konuşlandırma kararına karşı büyük bir toplumsal tepki oluşmasına destek olmuştu. Alman komünistlerinin etkin olduğu barış hareketi de yüzbinlerce insanın katıldığı büyük protesto gösterileri düzenliyor ve dönemin hükümetini baskı altına alıyordu.

„Emperyalizmin yeşili…“ weiterlesen

Stalingrad

5 Şubat 2023

Tarih rövanşizminin yaygın, hatta resmî devlet politikası olduğu Almanya’da bazı yıldönümleri çabuk atlatılmaya, ama her halükârda tarihsel gerçekler çarpıtılarak anılmaya çalışılır. Bazı yıldönümleri ise – tarihsel gerçeklerin üstünü örtmek neredeyse olanaksız olduğundan – burjuvazisi, siyasetçisi ve yaygın medyasıyla egemenlere büyük acı verir. Unutmak ve unutturulmak istenen bu yıldönümlerinden birisi 30 Ocak 1933’te iktidarın faşist NSDAP’ye teslim edilmesiyse, diğeri de Alman faşizminin sonunun başlangıcı olan Stalingrad yenilgisidir.

„Stalingrad“ weiterlesen

Sistemik kriz

25 Aralık 2022

Savaş karşıtı ve tanınmış antifaşist Alman yazar Erich Kästner 1927’de Goethe’ye atıfta bulunarak kaleme aldığı bir yazısında “Top [mermilerinin] çiçek açtığı ülkeyi tanıyor musun?” diye soruyor ve sorusunu kendisi yanıtlıyordu: “Orada özgürlük olgunlaşamaz. (…) Ne inşa edilirse edilsin – her defasında kışla yapılır… Tanımıyor musun? Tanıyacaksın!” Kästner bu cümleleri yazmasından beş yıl sonra Alman faşizmi iktidarı gasp edecek ve bilinen vahşet çağını başlatacaktı.

„Sistemik kriz“ weiterlesen

Topyekûn ideolojik savaş

Topyekûn ideolojik savaş

4 Aralık 2022

Alman tekelci burjuvazisi ve siyasi temsilcilerinin giderek daha da pervasızlaştığını söylersek, pek yanlış yapmış olmayız. Sadece son iki haftanın gelişmelerine baktığımızda, Alman emperyalizminin “vatan cephesinde” topyekûn bir ideolojik savaş başlattığını görebiliriz. Görüldüğü kadarıyla Almanya’daki egemenler “vatan cephesinde mezarlık sessizliğinden” ziyade, tüm toplumu esir almaya yönelik bir zihinsel seferberlik ilân ettiler.

„Topyekûn ideolojik savaş“ weiterlesen

Alternatif arayışları

Alternatif arayışları

Alman tekelci burjuvazisinin Çin Halk Cumhuriyeti ile karmaşık ilişkileri üzerine

Federal Şansölye Olaf Scholz’un tekel temsilcilerini yanına alarak gerçekleştirdiği Pekin ziyareti, Alman tekelci burjuvazisinin Avrupacı ve Transatlantikçi fraksiyonları arasındaki çıkar çatışmalarını ayyuka çıkardı. Aynı zamanda koalisyon içindeki çatlaklar da görünür oldu. Şahin Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock hükümet geleneklerine pek uygun olmayan bir biçimde yurtdışı ziyaretinde kendi Şansölyesini açıkça eleştirmesine rağmen, Scholz Pekin’de yoğun görüşmelerde bulunarak Transatlantikçilerin karşı çıktığı bir “Çin stratejisinde” kararlı olduğunu gösterdi. Nihâyetinde koalisyondaki çatlakların büyüdüğünü görebiliyoruz.

„Alternatif arayışları“ weiterlesen

Alman burjuvazisinin Çin ikilemi

Alman burjuvazisinin Çin ikilemi

13 Kasım 2022

Şansölye Scholz’un tekel temsilcilerini yanına alarak gerçekleştirdiği Pekin ziyareti hem Alman burjuvazisinin Çin ikilemini hem de Avrupacı ve Transatlantikçi hükümet üyeleri arasındaki çekişmeyi gün yüzüne çıkardı. Bu çerçevede asıl çekişmenin Şansölye ile Dışişleri Bakanı arasında sertleşeceği söylenebilir. Scholz, Çin Halk Cumhuriyeti ile olan rekabete rağmen, Pekin ile belirli bir iktisadi iş birliğinin sürdürülmesini savunurken, Dışişleri Bakanı Baerbock ÇHC’ne yönelik saldırgan söylemini bu sefer doğrudan Scholz’u hedef alarak artırmakta. Biden yönetimi de açıkça Baerbock’a destek çıkıyor ve Berlin üzerindeki baskıyı ağırlaştırıyor.

„Alman burjuvazisinin Çin ikilemi“ weiterlesen

Avrupacıların sancıları

Avrupacıların sancıları

11 Eylül 2022

Rusya’ya yönelik yaptırımlar Alman ekonomisinde, bilhassa orta ve küçük ölçekli sermaye fraksiyonlarında sancılara ve dolayısıyla kıpırdanmalara neden oluyor. Bu sermaye kesimleri arasında Transatlantikçi Yeşil İktisat Bakanı Habeck’e ve Dışişleri Bakanı Baerbock’a yönelik sert eleştirinin dozu her geçen gün artıyor. Alman sanayisinin doğal gaz için ABD’ndeki piyasa fiyatlarının sekiz kat fazlasını ödemek zorunda kalmasının şirket iflaslarına ve işletme kapanmalarına yol açacağını vurgulayan sermaye temsilcileri, Federal Hükümeti uyarıyorlar. Burjuva basınında da benzer uyarılar çoğalmaya başladı.

„Avrupacıların sancıları“ weiterlesen