Schlagwort: Alman emperyalizmi

Siyasî acemilik…

01. Februar 2019  Aktuelles

Siyasî acemilik…

Bu köşe yazısı 2 Şubat 2019 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

İki hafta önce Köln’de Kürt akademisyenlerin derneği olan KURD-AKAD bir toplantı gerçekleştirdi. Dernek »›Yeni‹ Türkiye ve meydan okuyanları« başlıklı toplantıyla »ulus devlete, milliyetçiliğe, Erdoğan altında rejim değişikliğine, muhalif güçlere ve tabandan demokrasi alternatiflerine derin bir bakış temelinde siyasî süreklilikleri, değişimleri ve meydan okumaları ortaya çıkartmayı hedeflediklerini« belirtiyordu. Katılmak istediğimiz, ama zaman darlığı ve meslekî zorunluluklar nedeniyle katılamadığımız bu toplantıyı esasa yönelik bir eleştiri kapsamında ele almak istiyoruz.

Ganzen Beitrag lesen »

Auschwitz ve tersinden Antisemitizm

01. Februar 2019  Aktuelles

Auschwitz ve tersinden Antisemitizm

Bu köşe yazısı 30 Ocak 2019 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Alman faşizminin sistematik bir biçimde katlettiği altı milyon Avrupalı Yahudi ile faşizmin diğer kurbanlarının anısı, Kızıl Ordu’nun Auschwitz Toplam Kampındaki tutsakları kurtardığı 27 Ocak 1945’in her yıldönümünde burjuva politikacılarının bol hümanizm soslu, güya ırkçılık ve Antisemitizm karşıtı söylemleriyle »yaşatılır« oldu. Faşist Alman ordusunun Sovyetler Birliği’ni yok etmek için yürüttüğü saldırı savaşında 20 milyon Sovyet vatandaşının yaşamını yitirmesine, toplama kamplarında katledilen komünistlere, sosyalistlere, Sinti ve Roma halkına, eşcinsellere, engellilere pek değinilmez. Hele Holokostu, faşizmi ve savaşları doğuran asıl nedene ise hiç dokunulmaz.

Ganzen Beitrag lesen »

Transatlantik türbülanslar

03. Januar 2019  Aktuelles

Transatlantik türbülanslar

Bu köşe yazısı 2 Ocak 2019 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Almanya burjuva basınını tarif etmeye kalkışmak gerekirse, kamuoyu görüşünü etkilemedeki ustalığının emsalsiz olduğunu vurgulamak gerekir. Alman devletinin kısa, orta ve uzun vadeli politikalarını, stratejilerini ve planlarını – elbette belirli bir sınır içerisinde – anlayabilmenin yolu Almanya burjuva basınının kodlarını çözebilmekte yatıyor. O açıdan Avrupa’nın geleceğini belirleyecek en etkin güç olarak Alman emperyalizmini anlayabilmek için en iyi şansınız, burjuva basınında farklı sermaye fraksiyonları temsilcilerinin yaptıkları tartışmaları takip etmektir. Ganzen Beitrag lesen »

AB Ordusuna doğru adımlar…

20. Dezember 2018  Aktuelles

AB Ordusuna doğru adımlar…

Bu köşe yazısı 19 Aralık 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Bir yıl önce başlatılan »PESCO – Sürekli Yapısal İşbirliği« (Permanent Strucktured Cooperation) başlıklı Avrupa Birliği projesinin, Alman ve Fransız emperyalizmlerinin dayattığı AB militaristleşme sürecine güçlü bir ivme kattığı bugün daha açık olarak görülüyor. Geleneksel olarak ABD ile daha sıkı işbirliğini savunan Britanya’nın – ki bu nedenle ABD’nin Truva Atı olduğu suçlamasına maruz kalıyordu – BREXİT kararının PESCO projesinin tetikleyicisi olduğunu söyleyebiliriz. Halihazırda 24 AB üyesi ülke projeye dahil edilmiş durumda. Britanya’nın haricinde Danimarka ve Malta projeye katılmıyorlar. Ganzen Beitrag lesen »

»Profesyonel devlet partisi«

14. Dezember 2018  Aktuelles

»Profesyonel devlet partisi«

Bu köşe yazısı 13 Aralık 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Alman sermayesinin baş temsilcisi olan Hıristiyan Demokratik Birlik partisi CDU’da geçen hafta gerçekleşen görev değişimi, sadece Almanya’daki devlet ve hükümet politikalarını etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda emperyalist-kapitalist dünya düzeni içerisindeki çelişkilerin derinliğini de belirleyecek. Çünkü FAZ gazetesinin »profesyonel devlet partisi« olarak nitelendirdiği CDU’da gerçekleşen yönetim değişikliği, sıradan bir parti içi ihtilaf çözümü değildir. Asıl önemli olan yanı, Alman sermaye fraksiyonlarından hangisinin ağırlık kazandığını göstermesidir. Ganzen Beitrag lesen »

Kriminalizasyonun yıl dönümü

29. November 2018  Aktuelles

Kriminalizasyonun yıl dönümü

Bu köşe yazısı 28 Kasım 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Bundan 25 yıl önce, 26 Kasım 1993’de Federal İçişleri Bakanlığı tarafından »Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve ardıl örgütlere yönelik dernekleşme ve faaliyet yasağı« getirilmişti. Demokratik hak ve özgürlüklere karşı sert tutumuyla tanınan ve »Almanya’nın Kara Şerifi« olarak anılan CDU’lu Manfred Kanther yasağı Almanya’nın »iç güvenliğine yönelik tehdit« gerekçesiyle savunmuştu. Daha sonra hükümet Alman Ceza Yasasının »terör maddesi« olarak kabul edilen 129’uncu maddesini değiştirerek, »iç ve dış terör örgütleri« tanımlarını kullanmaya başladı. Ganzen Beitrag lesen »

Bir dönem bitiyor mu?

05. November 2018  Aktuelles

Bir dönem bitiyor mu?

Bu köşe yazısı 3 Kasım 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Merkel’in CDU başkanlığına bir kez daha aday olmayacağını ve siyasetten bir süre sonra çekileceğini açıklamasıyla ortalık »Bir dönem bitiyor« türü analiz enflasyonundan geçilmez oldu. Aslında herhangi bir dönemin bittiği falan yok, olanlar Alman tekelci burjuvazisinin uzun süredir çözmeye çalıştığı yönetim krizinin bir ifadesidir. O açıdan son gelişmeleri kişiler ve söylemleri temelinde değil, tarihsel koşulları, maddi şartları ve içinde hareket ettikleri sınıf ilişkileri temelinde ele almak aydınlatıcı olacaktır. Ganzen Beitrag lesen »

»Stratejik otonomi«

29. Oktober 2018  Aktuelles

»Stratejik otonomi«

Bu köşe yazısı 27 Ekim 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Alman hükümetine bağlı düşünce kuruluşlarının son haftalardaki tartışmaları, Berlin’de yeni bir ABD stratejisi üzerine kafa yorulduğuna işaret ediyor. ABD dış politikasının AB için öngörülemez zikzaklarla şekilleniyor olması, AB’nin askerî yetiler açısından ABD’ne bağımlılığı, transatlantik ilişkilerdeki asimetri ve serbest ticaret antlaşmaları yerine ikili antlaşmaların ön plana çıkması, ekonomik gücü ihracata dayalı olan Alman emperyalizmini zora sokuyor. Tartışmalar, Berlin’in uzun vadeli hedeflerinden bazılarını orta vadeye çekmek istediğini gösteriyor. Ganzen Beitrag lesen »

Kaşıkçı Cinayeti ve Almanya

24. Oktober 2018  Aktuelles

Kaşıkçı Cinayeti ve Almanya

Bu köşe yazısı 24 Ekim 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın hunharca katledilmesi, Alman kamuoyunun da ilgisini çekmeye devam ediyor. Oluşan kamuoyu ilgisi, doğal olarak Alman siyasetini pozisyon almaya zorluyor. Liberal ve sol-liberal medya Federal Hükümetin S. Arabistan politikalarını değiştirmesini talep ederken, muhafazakâr basın konuyu »iktisadî ve siyasî çıkarlarımız« penceresinden ele alıyor. Aslına bakılırsa muhafazakâr medyanın sol-liberallerden daha tutarlı olduğu söylenebilir, çünkü belirleyici olanın çıkarlar olduğunu açıkça ifade ediyor. Ganzen Beitrag lesen »

Bir devlet ziyareti ve sonuçları

04. Oktober 2018  Aktuelles

Bir devlet ziyareti ve sonuçları

Bu köşe yazısı 3 Ekim 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yaptığı devlet ziyareti, öncesinde ve esnasında çıkartılan şamataya ve atfedilen öneme rağmen, Türkiye tarafından beklenen sonuçları vermedi. Erdoğan ve ekibi ülkenin içinde bulunduğu ekonomik türbülansları hafifletmek için istedikleri desteği bulamadılar. Aksine, Alman burjuva basınında yer alan yorumlara ve Federal Hükümet politikacılarının ziyaretle ilgili açıklamalarına bakılırsa, Alman tarafı krizden çıkış için bir IMF programının uygulamaya sokulmasını istiyor. Görüldüğü kadarıyla Türk hükümeti için, kendi seçmen tabanını da zora sokacak olan bir IMF uyum paketinden başka çıkar yol kalmadı gibi. Ganzen Beitrag lesen »

Yeni Soğuk Savaş hazırlıkları

26. September 2018  Aktuelles

Yeni Soğuk Savaş hazırlıkları

Bu köşe yazısı 22 Eylül 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Daha önceki bazı yazılarımızda Alman burjuvazisinin muhtemelen dünyanın en rafine, en saldırgan ve en deneyimli egemen sınıfı olduğunu belirtmiştik. Nitekim Alman emperyalizmi bunu hemen her fırsatta kanıtlamakta. Ne de olsa iki dünya paylaşım savaşından yenilgiyle çıkan, ama buna rağmen yeniden güçlü konumunu elde eden ve doyumsuz iştahı hep daha fazla kabaran bir burjuvazi ile karşı karşıyayız. O nedenle ne zaman Alman emperyalizmi »barışın korunmasından« veya »savunmanın güçlendirilmesinden« bahsederse, alarm zilleri çalmalıdır. Ganzen Beitrag lesen »

İdlib için misilleme mi?

17. September 2018  Aktuelles

İdlib için misilleme mi?

Bu köşe yazısı 15 Eylül 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Hafta başında bir HDP heyetiyle Almanya’da görüşmeler gerçekleştiren eş başkan Sezai Temelli’nin bu bağlamda yaptığı açıklamalardaki bazı başlıklar dikkatimizi çekti – aslında tuhafımıza gitti de diyebiliriz. Yanlış anlaşılmasın, sırf yergi olsun diye yazmıyoruz. Elbette HDP bileşenleri olarak her konuda aynı düşünecek değiliz. Ancak eleştiri-özeleştiri mekanizmasının da devre dışı kalması doğru olmayacaktır. Anlatmak istediklerimizi bir cümle ile örnekleyelim: Sezai yoldaşımız, yapılacak olan Merkel-Erdoğan görüşmesinin »sadece ekonomik temelde olacağını tahmin ettiklerini« söyledi ve »görüşmenin demokrasi ve insan hakları temelinde gerçekleşmesini talep« etti. Ganzen Beitrag lesen »

»Örtüşen stratejik çıkarlar«

12. September 2018  Aktuelles

»Örtüşen stratejik çıkarlar«

Bu köşe yazısı 12 Eylül 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın geçen hafta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinin ardından Almanya’daki hükümete yakın düşünce kuruluşları hararetli bir kamuoyu çalışmasına başladılar. Şansölyenin bütçesinden finanse edilen ve devlet aklını temsil eden »Bilim ve Siyaset Vakfı« (SWP) bu çalışmaların yön tayin edici önderi olarak, kamuoyu kampanyasının çizgisini şimdiden belirledi: »Türkiye’nin NATO’dan kopup, Rusya Federasyonunun yanında yer alması, Almanya için dramatik jeostratejik geri adımlar anlamına gelir ve küresel güç dengelerini tehlikeye sokar«. Ganzen Beitrag lesen »

Emperyalist ticaret savaşı ve Multilateralizm

29. August 2018  Aktuelles

Emperyalist ticaret savaşı ve Multilateralizm

Bu köşe yazısı 29 Ağustos 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ve 2017 Ocak’ında göreve başlamasından bu yana emperyalist güçler arasındaki çelişkiler derinleşiyor. Özellikle Alman emperyalizmi, »Avrupacıların« Federal Hükümette ağırlık kazanmalarıyla, Trump’ın politik adımlarından mustarip olan diğer Batılı ülkeleri ABD’ne karşı yanına çekme çabalarına ivme kazandırdı. Her ne kadar Şansölye Merkel ön planda durmasa da, ABD ile »balanslı partnerliği güvence altına almak için, bir Çok Taraflılık İttifakına ihtiyacımız var« diyerek atağa geçen Dışişleri Bakanı Maas’ı desteklediğini vurguluyor. Ganzen Beitrag lesen »

»Siyaseten tehlikeli türbülanslar…«

22. August 2018  Aktuelles

»Siyaseten tehlikeli türbülanslar…«

Bu köşe yazısı 22 Ağustos 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Almanya sermayesinin »Avrupacı« fraksiyonlarının siyasî temsilcilerinden birisi hâline gelen SPD’nin genel başkanı Andrea Nahles de nihâyet oyuna girdi ve »Almanya’nın Türkiye’ye yardım etmesi gerektiğini« savundu. »Türkiye’nin ekonomik açıdan istikrarlı kalması ve döviz türbülanslarının sınırlandırılması, hepimizin çıkarınadır« diyen Nahles, böylelikle ABD ile aynı rotayı izlemek isteyen »transatlantikçi« sermaye fraksiyonlarına karşı pozisyon aldı. Almanya’daki reformist sol ise Nahles’i eleştirerek, »despotlarla işbirliği yapılmaz« söylemini yineledi. Ganzen Beitrag lesen »

Meşruiyet krizi ve sonuçları

22. August 2018  Aktuelles

Meşruiyet krizi ve sonuçları

Almanya örneğinde emperyalist güçlerin egemen bloklarındaki çelişkiler üzerine

Burjuva medyası, marksist ekonomistlerin uzun zamandır dikkat çektikleri ve derinleştiğini söyledikleri sermaye birikim krizini teyit ediyor, alarm zillerini çalıyor. Birikim krizi, özellikle hâlâ devam etmekte olan 2007 krizi, sadece eşik ülkelerini değil, emperyalist ülkeleri de cenderede tutmaktadır. Emperyalist-kapitalist dünya düzeni süreğen bir yapısal birikim fazlası krizinin yükleri altında debelenirken, emperyalizmin merkez ülkelerindeki iktidar yapıları meşruiyet krizi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Emperyalist merkezlerde burjuva demokratik kurumlarının işliyor olması, parlamenter sistemin çok partili yapısı ve hâlen periyodik seçimlerin yapılması, meşruiyet krizini hafifletmiyor, aksine seçmeni siyasî karar alma merkezlerinin oluşmasından giderek uzaklaştırdığını göstermesi nedeniyle daha derinleştiriyor. Bu durum hem merkezî kapitalist devletlerin egemen bloğu içerisinde, hem de emperyalist güçler arasında çıkar çatışmalarını ve çelişkileri körüklüyor. Ganzen Beitrag lesen »

Emperyalizmden medet umanın sonu…

17. August 2018  Aktuelles

Emperyalizmden medet umanın sonu…

Bu köşe yazısı 18 Ağustos 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Erdoğan’ın Eylül sonunda yapacağı Almanya ziyareti bir taraftan Alman kamuoyunu meşgul ederken, diğer taraftan da Almanya’daki Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimci-demokrat kesimleri harekete geçirdi. »Demokratik Güç Birliği« platformunun yaptığı açıklamaya göre, farklı kesimlerden insanlar 29 Eylül’de Berlin’de »Erdoğan not welcome« diyecekler. Protestolardaki eleştiri okları sadece Erdoğan’a değil, »kirli politikalara destek çıkan Batılı hükümetlere« de yönelik. Öyle ya, devrimciler Alman emperyalizminden medet umacak değiller… Ganzen Beitrag lesen »

Paranoya ve »Allah’ın lütfu«

14. August 2018  Aktuelles

Paranoya ve »Allah’ın lütfu«

Bu köşe yazısı 15 Ağustos 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak hafta sonundaki hengameden sonra Pazartesi günü Alman Ekonomi Bakanlığından yapılan »Türk ekonomisinin istikrarlı olması bizim de çıkarımıza« açıklamasından »memnuniyet duyduğunu« belirtmiş. Bakan Albayrak Alman burjuva medyasında çıkan diğer haber ve yorumları okumamışa benziyor. Çünkü okusaydı, »Türk hükümetinin paranoyasından« bahseden ve Ankara’da ABD başkanının yaptırımlarını, asıl sorunların üstünü örtmeye yarayan bir »Allah’ın lütfu« olarak okunmasını eleştiren ekonomi yorumlarından pek hoşnut kalmazdı. Ganzen Beitrag lesen »

Almanya’nın Türkiye ilgisinin nedenleri

08. August 2018  Aktuelles

Almanya’nın Türkiye ilgisinin nedenleri

Bu köşe yazısı 8 Ağustos 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.

Almanya’daki burjuva basınında Türkiye söz konusu olduğunda iki konu öne çıkıyor: Türkiye’nin içine düştüğü ekonomik kriz ve Erdoğan’ın planlanan devlet ziyareti. Haberlerde krizin derinleşmesi ve Erdoğan’ın Almanya ziyaretinin »kutuplaştırıcı« etkisinden kaygılanıldığı bildiriliyor. Her ne kadar bugünlerde ABD ve Türkiye arasında süren gerilim önem kazanmış gibi görünse de, satır aralarında Alman emperyalizminin »ellerini ovuşturduğunu« okumak pek âlâ mümkün. Görüldüğü kadarıyla Kaiser Wilhelm döneminden bu yana süren »Alman-Türk kardeşliği« gücünden hiç bir şey kaybetmemiş. Ganzen Beitrag lesen »

Devrim umudu yitirilse eğer…

04. April 2018  Aktuelles

Devrim umudu yitirilse eğer…

Avrupalı komünistlerin Suriye değerlendirmeleri üzerine

Suriye’deki gelişmeler Avrupa, ama bilhassa Almanya barış hareketi içerisinde ciddî tartışmalara, kimi noktalarda ayrışmalara neden oluyor. Avrupa’daki Komünist Partileri, toplumsal ağırlıklarına ters orantılı biçimde barış hareketi içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir etkiye sahipler. Komünistler açısından son derece önemli olan bu mevzi, doğal olarak Komünist Partilerindeki sorunlu Suriye analizlerinden ve bunlarla bağlantılı olan yanılgılarından olumsuz etkilenmektedir. Tartışmaların odak noktasını sadece Suriye ve dolayısıyla tüm Ortadoğu’ya yönelik olan emperyalist stratejiler değil, Suriye’deki rejimin niteliği, Rusya Federasyonu’nun rolü ve en önemlisi YPG/YPJ’nin Demokratik Suriye Güçleri (SDF) çatısı altında ABD ordusu ile girdiği taktiksel-askerî işbirliğine yönelik eleştiriler oluşturuyor. Tartışmada belirleyici söylem, »Rojavalı Kürtler ABD emperyalizminin taşeronluğunu yapıyorlar« suçlamasıdır. Bu söylem Türkiye’deki okurun yabancı olmadığı ve Kemalizmin etkisi altındaki sol ve sağ oportünizmin dile getirdiği ulusalcı söylemden farklı değil. Görüldüğü kadarıyla Avrupalı komünistler arasında da Arap ulusalcılığından mustarip Irak ve Suriye komünistlerinin ulus devlet pozisyonları etkin olmaktadır. Ganzen Beitrag lesen »