Geçen cumartesi Alman Sendikalar Birliği DGB’nin çağrısıyla farklı kentlerde 170 binden fazla insan sosyal kısıtlamalara karşı sokaklara çıktı. Eylemler burjuva basınında kısa haber kategorisinden fazla ilgi bulmadı. Buna karşı gene geçen hafta 50 bin öğrencinin zorunlu askerliğe karşı gerçekleştirdikleri okul grevleri, karalanarak olsa da daha fazla ilgi çekti. Zaten burjuva basını için önemli olan eylemcilerin sayısı değil, egemen siyasete yönelik sert itirazdı.
DGB Başkanı Yasmin Fahimi’nin Essen kentindeki merkezi mitingde yaptığı konuşmanın içeriği aslında her şeyi söylüyor. Çünkü Fahimi hükümetin sosyal kısıtlamalarını ve sendikal haklara yönelik saldırılarını sert bir söylemle eleştirirken, militarist dönüşümü ve devlet bütçesinin beşte birini bulan silahlanma giderlerini tek bir kelime ile anmadı. Halbuki silahlanma giderleri ve bunların finansmanı için sağlık sigortasında, emeklilik haklarında ve diğer sosyal bütçelerde yapılan masif kısıtlamalar doğrudan birbirleriyle bağlantılı.
Konuşmasında “piyasanın başarısızlığını” ve Merz hükümetinin “ihmallerini” eleştiren Fahimi, sanki üzerine vazifeymiş gibi, “kararlı bir girişimcilik ruhu ve iç pazarın korunmasını” talep etti. Başkanı olduğu DGB’nin sosyal dengesizliği protesto etmek için örgütlediği eylemde, bu sosyal dengesizliğe yol açan sömürü sistemini ise tek kelimeyle sorgulamadı.
Nihayetinde Alman sendikalarının hala “mış” gibi yaptıkları, egemen sınıflara eklemlendikleri ve sınıf mücadelesi yerine salt çekirdek kadroların, yani işçi sınıfının imtiyazlı kesimlerinin elindekileri korumaya çalıştıkları, ama artık bunu dahi yapmaktan aciz oldukları gün yüzüne çıktı. Sendikal bürokrasinin bu tavrı özellikle genç sendikacılar tarafından yavaş-yavaş tepkiyle karşılanıyor. Eylemlerde konuşma yapan sendika gençliği temsilcileri, kendilerine tanınan kısa konuşma süresini bürokratlardan daha bilinçli bir şekilde kullandılar ve militarist dönüşüm ile ekonomik sorunlar arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, sosyal haklar mücadelesinin savaş hazırlıklarına ve silahlanmaya karşı verilen mücadele ile birleştirildiğinde başarı kazanacağını vurguladılar.
Gençler haklı: Marx’ın dediği gibi, “Bu katılaşmış koşulları, onlara kendi melodilerini söyleyerek dans etmeye zorlamak gerekir!”. Yani Marx, bu benzetmeyle, katı ve değişmez toplumsal ve siyasi yapıları aydınlanma, bilinçlendirme ve kendi gerçeklikleriyle yüzleştirme yoluyla yıkıp değiştirmek için çağrıda bulunur. Gençlere, onları cesaretlendirmekten başka bir sözümüz yok, ama Alman sendikaları sınıf mücadelesine karar vermedikleri sürece Almanya’da bir değişimin olmayacağı da ortada.
