Türkiye’deki ana muhalefet partisine yönelik “Mutlak Butlan” kararı birçok kesim tarafından sivil darbe olarak tanımlanıyor. İç politika açısından yapılan bu değerlendirmenin şüphesiz doğru yanı var. Ama gelişmeleri sadece sivil darbe olarak tanımlamak, Balkanlar-Kafkasya-Ortadoğu üçgenindeki Türkiye ile bağlantılı gelişmeleri hesaba katmamak, kanımızca resmin bütününü görmeyi zorlaştırmakta, yanılgı payını artırmaktadır. “Mutlak Butlan” kararının bizce asıl nedeni Türkiye’deki karar vericilerin dış politikada gördükleri bir operasyonel tehdide karşı atılması planlanan adımları güvenceye alacak bir yönetim istikrarını sağlama çabasıdır.
„Sivil darbeden fazlası…“ weiterlesenPragmatizme dönüş
Alman emperyalizminin Erdoğan Türkiye’sinden beklentileri
Türkiye’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Seçimlerinin ardından Avrupa’daki burjuva medyasında birbirleriyle çelişen değerlendirmeler yayınlandı. Aslında bunları Avrupa kamuoyuna yönelik “rahatlatma” yayınları ve emperyalist güçlerin gerçek çıkarları üzerine değerlendirmeler olarak ikiye ayırmamız gerekmektedir. Yapılan “rahatlatma” yorumları Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin Türkiye’nin AB üyesi olma sürecini “rafa kaldırmaya yaradığı”, Avrupa ve Türkiye arasındaki ilişkilerin “sınırlı bir alma-verme ilişkisi çerçevesinde şekilleneceği” ve Türkiye ekonomisinin göreceği olası zararlar “Avrupa’yı da olumsuz etkileyeceğinden” Erdoğan hükümetine “Gümrük Birliğinin modernleştirilmesi türünden destek çıkılmasının gerekli olacağı” gibi değerlendirmeler içeriyor. Bunların yanı sıra Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının “otokrat Erdoğan’a” büyük destek vermeleri skandalize edilerek “entegrasyon tedbirlerinin başarısız kaldığı” ve Türkiyeli göçmenlerin hâlâ “yabancı unsur” oldukları demagojisi işleniyor. Bununla birlikte Türkiye’nin “Suriyeli mülteci akınlarını durdurması koşuluyla antidemokratik uygulamalara esnek yaklaşılacağı sözü verilebilir” denilerek güya reel politik önermelerde bulunuluyor.
„Pragmatizme dönüş“ weiterlesenDışarıdan bakınca…
25 Haziran 2023
Alman sosyalist ve komünist dostlarımızdan hâlâ seçim sonuçlarına dair sorular geliyor. Genellikle “nasıl oluyor da yoksulluğun böyle yaygınlaştığı, Lira’nın dipsiz kuyuya düştüğü, baskıların arttığı bir dönemde işçiler Erdoğan’ı seçebiliyorlar?” türünden sorularla karşılaşıyoruz. Türkiye’deki muhalefetin, özellikle Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinin yaptıkları açıklamaları bir şekilde okuyabilenler de “Tek adam rejimi baskı, manipülasyon ve hukuksuzlukla seçimleri kazandı” değerlendirmesini yapıyorlar. Türkiye dışından bakınca böyle görülüyor – mu, acaba?
„Dışarıdan bakınca…“ weiterlesenPragmatizme dönüş
Alman emperyalizminin Erdoğan Türkiye’sinden beklentileri
Türkiye’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Seçimlerinin ardından Avrupa’daki burjuva medyasında birbirleriyle çelişen değerlendirmeler yayınlandı. Aslında bunları Avrupa kamuoyuna yönelik “rahatlatma” yayınları ve emperyalist güçlerin gerçek çıkarları üzerine değerlendirmeler olarak ikiye ayırmamız gerekmektedir. Yapılan “rahatlatma” yorumları Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin Türkiye’nin AB üyesi olma sürecini “rafa kaldırmaya yaradığı”, Avrupa ve Türkiye arasındaki ilişkilerin “sınırlı bir alma-verme ilişkisi çerçevesinde şekilleneceği” ve Türkiye ekonomisinin göreceği olası zararlar “Avrupa’yı da olumsuz etkileyeceğinden” Erdoğan hükümetine “Gümrük Birliğinin modernleştirilmesi türünden destek çıkılmasının gerekli olacağı” gibi değerlendirmeler içeriyor. Bunların yanı sıra Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının “otokrat Erdoğan’a” büyük destek vermeleri skandalize edilerek “entegrasyon tedbirlerinin başarısız kaldığı” ve Türkiyeli göçmenlerin hâlâ “yabancı unsur” oldukları demagojisi işleniyor. Bununla birlikte Türkiye’nin “Suriyeli mülteci akınlarını durdurması koşuluyla antidemokratik uygulamalara esnek yaklaşılacağı sözü verilebilir” denilerek güya reel politik önermelerde bulunuluyor.
„Pragmatizme dönüş“ weiterlesenMeşrulaştırma ve ortak çıkarlar
4 Haziran 2023
Seçim sonrasında Türkiye’deki muhalif medyada yer alan yorumlar kanımızca “mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya” benziyor. Nedense, AKP-Saray-Rejiminin toplumsal tabanının neden hâlâ küçümsenemeyecek büyüklükte olmasının irdelenmesinden ziyade, çoğunlukla Erdoğan’a ve kışkırtıcı söylemlerine odaklanıyor. Böylesi yorumlar ve örneğin Baskın Oran’ın “Yönetemeyecektir; işimiz şimdi başlıyor” başlığını attığı yorumu bizce yanıltıcıdır, seçim sonrasını açıklamaya yeterli değildir. Yurtdışından görebildiğimiz kadarıyla Erdoğan ve başında bulunduğu rejim var olan ve derinleşeceğine kesin gözüyle baktığımız krizleri yönetebilecektir. Hem de uluslararası müttefiklerinin tam desteğini alarak.
„Meşrulaştırma ve ortak çıkarlar“ weiterlesenDie Türkei hat gewählt
Wahlnachtbericht zu den Präsidentschafts- und Parlamentswahlen in der Türkei am 14. Mai 2023
Nach einem von der AKP verursachten skandalträchtigen Nervenkrieg, der tief bis in die Nachtstunden gedauert hat, steht das Ergebnis fest: Bei den Präsidentschaftswahlen wird es eine Stichwahl geben.
Die Ergebnisse im Überblick
Von den insgesamt 64.113.941 Wahlberechtigten haben knapp 57 Millionen an den Wahlen teilgenommen. Laut der Aussage der Hohen Wahlkommission lag die Wahlbeteiligung bei 88,78 Prozent. Die Hohe Wahlkommission erklärte gegen 2:00 Uhr (MEZ), dass rund 91,9 Prozent der Stimmen ausgezählt wurden und keine der Kandidaten die 50-Prozent-Hürde überschritten habe. Laut den Angaben der Nachrichtenagentur ANKA sahen die Ergebnisse um diese Uhrzeit wie folgend aus:
„Die Türkei hat gewählt“ weiterlesenBeginn einer neuen Ära?
Über die anstehenden Präsidentschafts- und Parlamentswahlen in der Türkei
März 2023
Als 1923 die Republik ausgerufen wurde, stand die junge türkische Republik vor massiven Problemen – innen- wie außenpolitischer Natur. Die Nationalstaatswerdung wurde mit Gewalt durchgesetzt. Während die kurdischen Aufstände blutig niedergeschlagen wurden, wurden christliche Minderheiten, insbesondere die anatolischen Griechen aus dem Land verdrängt. Der armenisch-assyrische Völkermord von 1915 sowie dessen Auswirkungen ab 1923 verhalfen der türkischen Bourgeoisie zur Kapitalakkumulation und führten zur Festigung ihrer Macht im Staate. Die Einparteiendiktatur unter Mustafa Kemal setzte den französischen Laizismus türkischer Prägung, das deutsche Handelsgesetz und das Strafrecht des faschistischen Italiens durch. Während die KP der Türkei verboten blieb, wurde jegliche sozialistische und demokratische Opposition verunmöglicht.
„Beginn einer neuen Ära?“ weiterlesenStrategische Prioritäten:
Über vermeintliche Verwerfungen in den deutsch-türkischen Beziehungen und über die deutsche Kurdistan-Politik
Wer während der Merkel-Ära die Berichterstattung der bürgerlichen Medien über die Türkei verfolgte, konnte sich damals des Eindrucks nicht erwehren, dass die Bundesregierung und somit auch Europa dem erpresserischen Handeln des selbstherrlichen Despoten Erdoğan ohnmächtig gegenüberstehen. Das mediale Flaggschiff des deutschen Kapitals, die FAZ schrieb damals, dass »die erratische Regierung dabei (sei) die Türkei ins Autoritäre abdriften zu lassen«. Damit stünde die Flüchtlingsvereinbarung, »eine Vereinbarung, die dem wohlverstandenen Interesse beider Seiten dient, wozu ausdrücklich auch die humanitären und menschenrechtlichen Ansprüche an den Umgang mit Flüchtlingen gehören« auf der Kippe, so die FAZ weiter. Was aus dem »humanitären und menschenrechtlichen Ansprüchen« inzwischen geworden sind, ist hinlänglich bekannt.
„Strategische Prioritäten:“ weiterlesenDie Türkei im Abgrund?
Die Türkei im Abgrund?
Über die aktuelle türkische Finanz- und Wirtschaftskrise
Die Zahlen sprechen für sich: Obwohl das Bruttoinlandsprodukt laut der staatlichen Statistikbehörde TÜIK im zweiten Quartal 2022 um 7,6 Prozent gewachsen ist und positive Prognosen abgegeben werden, steckt die Türkei in einer tiefen Finanz- und Wirtschaftskrise, welche die dramatische Situation der Werktätigen erheblich verstärkt. Die Inflation galoppiert von einem Rekord zum anderen, die Landeswährung Lira stürzt weiter ab, breite Bevölkerungsteile verarmen immer schneller, eine Bankrottwelle überrollt Klein- und Kleinstunternehmen und der Hegemoniekampf zwischen den unterschiedlichen Kapitalfraktionen verschärft sich immer mehr. Die autoritär-neoliberale Politik, die von Erdogan mit Hilfe seiner Präsidialdiktatur repressiv durchgesetzt wurde, scheint an ihre Grenzen gekommen zu sein. Die Wählerbasis des AKP-Palast-Regimes bröckelt weiter und auch innerhalb der herrschenden Klassen wird Widerspruch wieder laut artikuliert. Zwar kann man bislang nicht von einer breiten gesellschaftlichen Mobilisierung gegen die Regierung sprechen, dennoch flammen trotz massiver Repression kleinere und größere Protestbewegungen auf. Durch die derzeitige ökonomische Entwicklung gerät Staatspräsident Erdogan immer mehr unter Druck. Aber ob er bei den im Juni 2023 angesetzten Präsidentschaftswahlen abgestraft wird, ist aufgrund des zaghaften Widerstandes der bürgerlichen Opposition noch nicht klar vorauszusagen.
„Die Türkei im Abgrund?“ weiterlesenAlmanya: Seçimler yaklaşırken (4)
Almanya: Seçimler yaklaşırken (4)
19 Eylül 2021
Almanya’daki siyasi durum giderek daha belirginleşiyor. 26 Eylül sonrasında hangi koalisyon iktidara gelirse gelsin, Yeşillerin hükümet ortağı olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durum ise Türkiye’de ve Almanya’daki Kürdistanlı ve Türkiyeli kimi kesimlerde Almanya-Türkiye ilişkileri bağlamında bazı beklentilere yol açıyor. Özellikle liberal ve sol-liberal kesimlerde Yeşillerin hükümet ortağı olmasıyla Alman devletinin Türkiye politikalarında demokratikleşme ve insan haklarının ağırlık kazanacağı ve AKP-Saray-Rejiminin baskı altına alınacağı düşüncesi dikkat çekiyor. “Sahiden öyle mi olacak” diye sorarak, seçim sonuçlarının Almanya-Türkiye ilişkilerini nasıl etkileyeceğini irdeleyelim.
„Almanya: Seçimler yaklaşırken (4)“ weiterlesenBir devlet ziyareti ve sonuçları
Bir devlet ziyareti ve sonuçları
Bu köşe yazısı 3 Ekim 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yaptığı devlet ziyareti, öncesinde ve esnasında çıkartılan şamataya ve atfedilen öneme rağmen, Türkiye tarafından beklenen sonuçları vermedi. Erdoğan ve ekibi ülkenin içinde bulunduğu ekonomik türbülansları hafifletmek için istedikleri desteği bulamadılar. Aksine, Alman burjuva basınında yer alan yorumlara ve Federal Hükümet politikacılarının ziyaretle ilgili açıklamalarına bakılırsa, Alman tarafı krizden çıkış için bir IMF programının uygulamaya sokulmasını istiyor. Görüldüğü kadarıyla Türk hükümeti için, kendi seçmen tabanını da zora sokacak olan bir IMF uyum paketinden başka çıkar yol kalmadı gibi. „Bir devlet ziyareti ve sonuçları“ weiterlesen
İdlib için misilleme mi?
İdlib için misilleme mi?
Bu köşe yazısı 15 Eylül 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.
Hafta başında bir HDP heyetiyle Almanya’da görüşmeler gerçekleştiren eş başkan Sezai Temelli’nin bu bağlamda yaptığı açıklamalardaki bazı başlıklar dikkatimizi çekti – aslında tuhafımıza gitti de diyebiliriz. Yanlış anlaşılmasın, sırf yergi olsun diye yazmıyoruz. Elbette HDP bileşenleri olarak her konuda aynı düşünecek değiliz. Ancak eleştiri-özeleştiri mekanizmasının da devre dışı kalması doğru olmayacaktır. Anlatmak istediklerimizi bir cümle ile örnekleyelim: Sezai yoldaşımız, yapılacak olan Merkel-Erdoğan görüşmesinin »sadece ekonomik temelde olacağını tahmin ettiklerini« söyledi ve »görüşmenin demokrasi ve insan hakları temelinde gerçekleşmesini talep« etti. „İdlib için misilleme mi?“ weiterlesen
Emperyalizmden medet umanın sonu…
Emperyalizmden medet umanın sonu…
Bu köşe yazısı 18 Ağustos 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.
Erdoğan’ın Eylül sonunda yapacağı Almanya ziyareti bir taraftan Alman kamuoyunu meşgul ederken, diğer taraftan da Almanya’daki Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimci-demokrat kesimleri harekete geçirdi. »Demokratik Güç Birliği« platformunun yaptığı açıklamaya göre, farklı kesimlerden insanlar 29 Eylül’de Berlin’de »Erdoğan not welcome« diyecekler. Protestolardaki eleştiri okları sadece Erdoğan’a değil, »kirli politikalara destek çıkan Batılı hükümetlere« de yönelik. Öyle ya, devrimciler Alman emperyalizminden medet umacak değiller… „Emperyalizmden medet umanın sonu…“ weiterlesen
Almanya’nın Türkiye ilgisinin nedenleri
Almanya’nın Türkiye ilgisinin nedenleri
Bu köşe yazısı 8 Ağustos 2018 tarihli Yeni Yaşam gazetesinde yayımlanmıştır.
Almanya’daki burjuva basınında Türkiye söz konusu olduğunda iki konu öne çıkıyor: Türkiye’nin içine düştüğü ekonomik kriz ve Erdoğan’ın planlanan devlet ziyareti. Haberlerde krizin derinleşmesi ve Erdoğan’ın Almanya ziyaretinin »kutuplaştırıcı« etkisinden kaygılanıldığı bildiriliyor. Her ne kadar bugünlerde ABD ve Türkiye arasında süren gerilim önem kazanmış gibi görünse de, satır aralarında Alman emperyalizminin »ellerini ovuşturduğunu« okumak pek âlâ mümkün. Görüldüğü kadarıyla Kaiser Wilhelm döneminden bu yana süren »Alman-Türk kardeşliği« gücünden hiç bir şey kaybetmemiş. „Almanya’nın Türkiye ilgisinin nedenleri“ weiterlesen
Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?
Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?
Türkiye’deki gerici-faşist ittifakın 24 Haziran baskın seçimlerinden kırılgan iktidar ilişkilerini stabilize ederek çıkmasından bu yana muhalif kesimlerde hâlâ belirli bir kafa karışıklığı hakim. Bilhassa kentli laik orta katmanlar hayal kırıklığından ve gerici-faşist ittifaka oy veren Sünni-muhafazakâr yoksul kesimlere duydukları derin öfkeden kurtulamıyorlar. Bu kesimlerdeki hayal kırıklığının en büyük nedeninin parlamentodaki burjuva muhalefetinin salt propagandadan ibaret söylemlerine bakarak, iktidarın değiştirilebileceği hüsnükuruntusuna kapılmaları olduğunu söyleyebiliriz. Komünistler, reel güç ilişkilerini ve siyasal rejimin karakterini göz önünde tutarak, »büyük olasılıkla ya diktatörlük ya da demokrasiye açılacak yol için bir dönemeç« tespitini yapmışlar ve gerici-faşist ittifakın geri püskürtülüp, AKP-Saray-Rejimine darbe indirilmesinin olanaklı olduğunu vurgulamışlardı. „Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?“ weiterlesen
Afrin’de vurulmak istenen…
Afrin’de vurulmak istenen…
Bu köşe yazısı 3 Şubat 2018 tarihli Yeni Özgür Politika ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerinde yayımlanmıştır.
AKP-Saray-Rejiminin Afrin’e yönelik uluslararası hukuka aykırı işgal harekâtının nedenleri üzerine yazmaya gerek yok. Harekâtın hedeflerini hem Rojava devriminin kazanımlarını yok etmek, hem sömürge olarak görülen Kürdistan üzerindeki kontrolü kaybetmemek, hem de artık ayyuka çıkan açık faşist diktatörlük inşasına ivme kazandırmak olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Ancak rejimin »vatan cephesini« hizaya getirmekte hayli başarılı olduğunu tespit edebiliriz. „Afrin’de vurulmak istenen…“ weiterlesen
Über Afrin zum Faschismus*
Über Afrin zum Faschismus*
Was Erdoğan mit seinem Angriffskrieg bezweckt
Unter dem zynischen Namen »Operation Olivenzweig« hat die Türkei einen völkerrechtswidrigen Angriffskrieg begonnen. Seit dem 20. Januar 2018 steht der nordsyrische Kanton Afrin, nachweislich eines der wenigen befriedeten Gebiete Syriens, unter massiven Beschuss der zweitgrößten NATO-Armee. Berichte über Ankaras Kriegsführung belegen die Tatsache, dass der türkische Angriffskrieg längst zu einem Vernichtungskrieg ausgeartet ist: Türkische Artillerie und F16-Kampfjets bombardieren nicht nur zivile Wohngebiete und vermeintliche Stellungen der Volks- und Frauenverteidigungseinheiten (YPG/YPJ), sondern auch die Infrastruktur und historische Kulturgüter. Die Angriffe forderten bisher zahlreiche zivile Opfer, darunter viele Frauen und Kinder. „Über Afrin zum Faschismus*“ weiterlesen
»Neue Türkei« oder Restauration des Neoliberalismus?
»Neue Türkei« oder Restauration des Neoliberalismus? – Über liberale Trugschlüsse
In oppositionellen Kreisen der Türkei wird die Auffassung populärer, gegen den islamischen Faschismus der AKP müsse die laizistische Republik von 1923 verteidigt werden. In dieses Horn stößt auch ein kürzlich erschienener Artikel von Tarık Ziya Ekinci mit der Überschrift: »Die ›Neue Türkei‹ der AKP ist ein vorkapitalistisches Staatsprojekt« [1]. Darin heißt es, die AKP sei dabei, den Aufbau einer »Neuen Türkei« auf der Grundlage des sunnitischen Islam abzuschließen und die Türkei in ein »anachronistisches Abenteuer« zu stoßen. „»Neue Türkei« oder Restauration des Neoliberalismus?“ weiterlesen
F. Almanya-Türkiye ilişkilerinde neredeyiz?
F. Almanya-Türkiye ilişkilerinde neredeyiz?
Bu köşe yazısı 29 Temmuz 2017 tarihli Yeni Özgür Politika ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerinde yayımlanmıştır.
F. Alman emperyalizminin dişlerini göstererek AKP-Saray-Rejimini hizaya sokmasından bu yana burjuva medyasında sular durulmuş gibi gözüküyor. Gerçi iki taraf da söylemde sertliğe devam ediyorlar, ama son AB-Türkiye-Zirvesinin gösterdiği gibi, iplerin koptuğunu işaret eden bir gelişme söz konusu değil. Aksine AB, üyelik görüşmeleri ile »mülteci antlaşmasında« girdiği yükümlülükleri yerine getirmeye ve ödemeleri sürdürmeye devam ediyor. AB bütçesinde Türkiye’ye 2020 yılına kadar yapılacak olan 4,45 milyar Euro’luk ödemelerde herhangi bir değişiklik yapılmadığını görebiliyoruz. „F. Almanya-Türkiye ilişkilerinde neredeyiz?“ weiterlesen
Erdoğan’ın doğru Katar tavrı
Erdoğan’ın doğru Katar tavrı
Bu yazı 1 Temmuz 2017 tarihli Yeni Özgür Politika ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerinde yayımlanmıştır.
Katar krizi, bıçakların bilendiği yeni bir döneme giriyor. Çünkü Katar’a dayatılan ve on gün içinde kabul edilmesi istenilen 13 maddelik ültimatom yenilir, yutulur cinsten değil. Uluslararası siyasette gelecek için örnek teşkil edecek bir durumla karşı karşıyayız. Buna rağmen muhalif kesimlerde »düşmanımın düşmanı dostumdur« yaklaşımıyla benzer bir girişimin »Erdoğan’ın da başına gelebileceği« beklentileri ifade ediliyor. Emperyalizmin ve bölge despotlarının politikalarını meşrulaştıran bu beklentilere itiraz etmemiz gerekiyor. „Erdoğan’ın doğru Katar tavrı“ weiterlesen
