Yıkıcı yenilik: »Uberizasyon«

Yıkıcı yenilik: »Uberizasyon«

Bu köşe yazısı 4 Ağustos 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Türkiye’deki »taksici-Uber« ihtilafı bir yandan genel anlamıyla ulaşım sorununu, taksi plakalarındaki müthiş rantları, mafyavari ilişkileri ve sömürüyü gün yüzüne çıkartırken, diğer yandan teknolojik gelişmenin artan hızını, yaratılan yenilikleri ve bunların gündelik yaşama olan etkilerini ifşa ediyor. Bilhassa kentli modern kesimlerin Uber’i tercih ettikleri görülüyor. Bu kesimler hükümetlerin (salt Türkiye’de değil) Uber’e karşı tavır aldıklarında, »teknolojik innovasyon« olarak gördükleri Uber’i hararetle savunduklarına tanık oluyoruz. Ne dersiniz, haklılar mı? Hadi bunun arka planına bir bakalım. „Yıkıcı yenilik: »Uberizasyon«“ weiterlesen

Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?

Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?

Türkiye’deki gerici-faşist ittifakın 24 Haziran baskın seçimlerinden kırılgan iktidar ilişkilerini stabilize ederek çıkmasından bu yana muhalif kesimlerde hâlâ belirli bir kafa karışıklığı hakim. Bilhassa kentli laik orta katmanlar hayal kırıklığından ve gerici-faşist ittifaka oy veren Sünni-muhafazakâr yoksul kesimlere duydukları derin öfkeden kurtulamıyorlar. Bu kesimlerdeki hayal kırıklığının en büyük nedeninin parlamentodaki burjuva muhalefetinin salt propagandadan ibaret söylemlerine bakarak, iktidarın değiştirilebileceği hüsnükuruntusuna kapılmaları olduğunu söyleyebiliriz. Komünistler, reel güç ilişkilerini ve siyasal rejimin karakterini göz önünde tutarak, »büyük olasılıkla ya diktatörlük ya da demokrasiye açılacak yol için bir dönemeç« tespitini yapmışlar ve gerici-faşist ittifakın geri püskürtülüp, AKP-Saray-Rejimine darbe indirilmesinin olanaklı olduğunu vurgulamışlardı. „Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?“ weiterlesen

Kapitalizmin çirkin suratı

Kapitalizmin çirkin suratı

Bu köşe yazısı 7 Temmuz 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Burjuva medyasının »Mülteci krizi« diye adlandırdığı insanlık dramı – çünkü her gün onlarca insanın yaşamını yitirdiği bir olgu kriz değil, dramdır – genel anlamıyla burjuva toplumlarının gerçek yüzünü, kapitalist üretim tarzının çirkin suratını ortaya çıkartıyor. Yaşam biçimleri, tüketim alışkanlıkları, üretim ilişkileri ve egemenlerine sağladıkları rıza ile burjuva toplumları dünyanın canına okunmasını destekliyor, ekolojik felaketleri tetiklemeye devam ediyor ve her türlü insanî değerin gün be gün yok olmasına göz yumuyorlar. Destekledikleri rant ve kâr anlayışını temel alan politikaların sonuçları ise hâlihazırda 65 milyon insanı mülteciliğe zorlarken, dünya çapında yaratılan zenginliklerin küçük bir azınlığın elinde toplanmasına neden oluyor. „Kapitalizmin çirkin suratı“ weiterlesen

Cesur olalım, hâlâ sonun başlangıcıdır!

Cesur olalım, hâlâ sonun başlangıcıdır!

Bu köşe yazısı 30 Haziran 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Son köşe yazımızı »Gördüklerimiz, rejim için sonun başlangıcıdır. Hızlandırmak elimizdedir« cümleleriyle bitirmiştik. Tespitimizin hâlâ geçerli olduğu iddiasındayız. Seçim sonuçlarını tuhaf bir naiflikle okuyanlardan itiraz geleceğinden, biraz baştan başlayarak bunu gerekçelendirmeye çalışalım. „Cesur olalım, hâlâ sonun başlangıcıdır!“ weiterlesen

Demokratik Konfederalizm – Daha iyi bir sosyalizm mi?

Demokratik Konfederalizm – Daha iyi bir sosyalizm mi?

Abdullah Öcalan’ın tezlerine devrimci-eleştirel bir katkı denemesi

Türkiyeli komünistlerin Kürt Özgürlük Hareketi (KÖH) ile ilişkileri ilkesel olmak zorundadır, konjonktürel değil. Bu çerçevede Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle dayanışma, komünist olmanın “olmazsa olmaz” koşullarından birisidir. Nihayetinde, milliyetler sorununun demokratik çözümünün sadece Türkiye’de değil, tüm Ortadoğu’da sosyalizm mücadelesi için daha iyi koşullar yaratacağının ve bu mücadeleye ivme katacağının bilincinde olan komünistler açısından Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını önkoşulsuz tanımak, KÖH’nin siyaseti, ideolojisi ve pratiğini eleştirel biçimde ele almanın temel şartıdır. „Demokratik Konfederalizm – Daha iyi bir sosyalizm mi?“ weiterlesen

Cesur olalım, sonun başlangıcıdır!

Cesur olalım, sonun başlangıcıdır!

Bu köşe yazısı 23 Haziran 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Yarın akşam son oy kullanıldıktan, sandıklar açıldıktan sonra şimdiden belli olan teyit edilmiş olacaktır: Gerici-faşist ittifak geri püskürtülecek ve AKP-Saray-Rejimi darbe alacak. Evet, henüz geleceği gören gözlükler icat edilmedi, ama görünen köy de kılavuz istemiyor nitekim. Endişe ve kaygılar var kuşkusuz. Gerici-faşist ittifak bunun için yeterince neden veriyor. Ancak enseyi karartmaya da hiç gerek yok. „Cesur olalım, sonun başlangıcıdır!“ weiterlesen

Değişim rüzgârı mı?

Değişim rüzgârı mı?

Bu köşe yazısı 9 Haziran 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

AKP-Saray-Rejimi için son dönemecin alındığı yorumlarını daha sık duyar olduk. Sahiden de gerek rejimin sözcülerinin, gerekse de burjuva partileri dahil, muhalefetin performansına baktığımızda, bir değişim rüzgârı estiği kanısına varılabilir. 7 Haziran 2015’den sonra ikinci kez rejimi tökezletme olanağı ortaya çıktığı tespitine katılıyoruz. Ancak tökezleme ne kendiliğinden olacak, ne de dirençle karşılaşmayacak bir eylem değildir. Rejimin düşmemek için elinden geleni ardına koymayacağını en azından son üç yılda acı şekilde deneyimledik. Buna rağmen rejimi tökezletme, açık faşist diktatörlük inşasını geri püskürtme fırsatı, son üç yılda ilk kez bu denli reel hâle geldi. „Değişim rüzgârı mı?“ weiterlesen

»Gurbetçi« oyları

»Gurbetçi« oyları

Bu köşe yazısı 2 Haziran 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Baskın seçim sath-ı mailinde – özellikle Almanya için – son 15 güne girmiş bulunuyoruz. 19 Haziran’a kadar partiler, yeniden hatırladıkları »gurbetçilerden« oy alabilmek için çaba gösterecekler. Elbette burada »gurbetçi« kavramını ironi olarak kullanıyoruz, yurt dışı oylarının Türkiye seçimlerindeki etkisini küçümsemek maksadıyla değil. İki taraflı bir »kritik« de içeren ironiye daha sonraları değiniriz. „»Gurbetçi« oyları“ weiterlesen

Siyah, komünist, işçi…

Siyah, komünist, işçi…

Bu köşe yazısı 26 Mayıs 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Gerici-faşist AKP-MHP ittifakının, içinde debelendikleri çoklu kriz ortamının yol açacağı çok önceden öngörülen tsunamisi öncesinde baskın seçim kararı alarak, tam neleri planladığını bilemiyoruz. Açık faşist diktatörlük inşasına ivme kazandırmak, iktidarı güvence altına almak istediklerini ancak tahmin edebiliriz. Yaptıkları ve söylediklerinden bu sonucu çıkartmak zor bir şey değil. Ama hiç istemedikleri bir gelişmeyi, HDP’nin ezilen ve sömürülen sınıfları kucaklayabilen bir çatı olarak, 24 Haziran’ın yegane demokratik alternatifine dönüşmesini tetiklerini söyleyebiliriz. „Siyah, komünist, işçi…“ weiterlesen

Anti-Tekelci strateji ve komünistler

Anti-Tekelci strateji ve komünistler

Barış, demokrasi ve devrim tartışmaları üzerine

1989/1990 karşı devriminden bu yana geçen sürede, karşı devrimin tüm tahribatına, işçi sınıfı hareketi ile dünya komünist hareketinin neredeyse mücadelenin ilk yıllarına döndüren darbeler almalarına rağmen, günümüz dünyasında kapitalizmin tarihin sonu olmadığına, sömürüsüz ve barışçıl bir gelecek olabileceğine dair inançlar azalmadı. Aksine, dünya çapında farklı alanlarda yürütülen mücadelelerde kapitalist olmayan bir gelişmenin gerekli olduğunu, bunun için uluslararası tekellerin hakimiyetinin kırılmasının, aşağıdan yukarıya ve yatay iktidar ilişkilerinin kurulmasının ve ekolojik, kâr amacı gütmeyen, kooperatif, kamunun demokratik kontrolü altında olan bir iktisatın yerleştirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan görüşler daha sıklıkla ve daha güçlü olarak ifade edilmekteler. »Kapitalizm alternatifsiz değildir« veya »başka bir dünya mümkün« şiarları ister gelişmiş merkez kapitalist ülkelerde olsun, isterse de gelişmekte olan ülkelerde olsun, bilhassa genç nüfus arasında giderek daha yaygınlaşmakta, postmodern kimlik mücadeleleri içerisinde öğütülen kitleler arasında taraftar bulmaktadır. »Başka bir dünyanın« nasıl kurulacağı, sosyalizmin »özgürlükçü« mü, »demokratik« mi yoksa »daha farklı« mı olacağı konusunda kafalar açık olmasa da, »mümkün olan başka dünyanın« ancak sosyalizm olabileceği konusunda neredeyse herkes hem fikir. „Anti-Tekelci strateji ve komünistler“ weiterlesen

»Çekirdeksizleştirme«

»Çekirdeksizleştirme«

Bu köşe yazısı 19 Mayıs 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Almanya’da kentlerin sosyal dokusunun değiştirilerek, kamusal alanların özel sermaye birikimine peşkeş çekilmesi biçiminde gerçekleşen kentsel dönüşüme yönelik tepkileri azaltmak için başvurulan araçlardan birisi, tarihi binaların »çekirdeksizleştirme« işlemidir. Binaların dış cephesi konserve edilirken, dış duvarlar haricinde tüm yapının yıkılıp, yeniden inşa edilmesine »Entkernung«, yani »çekirdeksizleştirme« deniliyor. Böylece tarihi dış cephe sayesinde, bina tamamen yenilenmesine rağmen, tarihin korunduğu görüntüsüne ve direncin kırılmasına neden oluyor. „»Çekirdeksizleştirme«“ weiterlesen

Perşembe’nin gelişi…

Perşembe’nin gelişi…

Bu köşe yazısı 12 Mayıs 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Alman faşizmi, 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırarak İkinci Dünya Paylaşım Savaşını başlatmadan önce propaganda savaşını başlatmış ve yalan haberleri devreye sokmuştu. Örneğin 30 Ağustos 1939 tarihli Wochenschau »Alman Rayh’ı Polonya’nın kısa zaman içerisinde Doğu sınırlarımıza saldırmasını beklemektedir ve bu nedenle güvenlik önlemlerini artırmıştır« haberini yayıyordu. Nitekim 1 Eylül sabah saat 5:45’de bizzat Hitler’in »ateş ederek karşılık verilmektedir« yalanıyla 50 milyondan fazla insanın yaşamına mal olan büyük savaş başlamıştı. „Perşembe’nin gelişi…“ weiterlesen

Karl Marx 200 yaşında!

 Karl Marx 200 yaşında!

Bu köşe yazısı 5 Mayıs 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Bugün, ezilen ve sömürülenlerin özgürlük mücadelesinde yepyeni bir çığır açan büyük kuramcı Karl Marx’ın 200’üncü doğum günü. Marx ve düşünceleri tüm postmarksist, liberal, küçük burjuva karalamacıların hezeyanlarına, yaygın burjuva medyasının iftiralarla değersizleştirme çabalarına rağmen capcanlı yaşamaya devam ediyor. »Hayaleti« hâlâ burjuvaziyi karabasanlara boğuyor; deyim yerindeyse, »gölgesinden« bile korkuyorlar. „Karl Marx 200 yaşında!“ weiterlesen

»Meleklerin cinsiyeti« ve çarpışma toleransı

»Meleklerin cinsiyeti« ve çarpışma toleransı

Avrupa’daki Türkiyeli devrimci-komünist kümelere bir öneri

AKP-Saray-Rejiminin, burjuvazinin stepnesi faşist MHP’nin desteğiyle baskın seçim kararını alması, doğal olarak devrimci cenahta »sürece nasıl müdahale edilmeli« tartışmalarını alevlendirdi. Hangi biçimde olursa olsun, dayatılan bu seçim sürecini inşası hızlanan açık faşist diktatörlüğü geri püskürtmek, en azından parlamenter sistem ile hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesini sağlamak ve demokrasi mücadelesini yükseltmek, devrimci güçler için de şüphesiz ivedi görevlerdir. „»Meleklerin cinsiyeti« ve çarpışma toleransı“ weiterlesen

»İdeolojisi olmayan savaş« mı?

»İdeolojisi olmayan savaş« mı?

Bu köşe yazısı 21 Nisan 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Genelde dünya çapındaki, özelde ise bölgedeki gelişmeleri tarihsel maddecilik temelinde açıklamaya çalışan analizler çeşitli itirazlarla karşılaşıyorlar. Bu itirazları »günümüz dünyasını marksist jargonla açıklamak mümkün değil« cümlesiyle özetleyebiliriz. Bizce liberal bir okumadan ibaret olan bu yaklaşım Kürdistanlı aktivistler arasında da yaygın. Ancak »marksist jargon« olmayan analizlere baktığımızda, kültüralist açıklama çabalarının yanı sıra, bunların da »toplumsal sınıflar« veya »sermaye« gibi terimlere başvurmak zorunda olduklarını görmekteyiz. „»İdeolojisi olmayan savaş« mı?“ weiterlesen

Diaspora psikolojisi

Diaspora psikolojisi

Bu köşe yazısı 14 Nisan 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Resmen ilân edilmemiş Üçüncü Dünya Paylaşım Savaşının kızıştığı bugünlerde bir hayli analiz okumak mümkün. Elbette, emperyalist güçlerin ve bölgedeki diğer aktörlerin karar alma merkezlerinde hangi kararların alındığı, gizli diplomaside görüşmelerin nasıl yürütüldüğü kamuya açık olmadığından, olasılıklar üzerine tahmin yürütmek pek kolay değil. O nedenle, tahmini analiz yerine, yanıtlamamız gereken asıl soruya odaklanmak en doğrusu olacaktır. „Diaspora psikolojisi“ weiterlesen

… Toprakları kanlı Yemen

… Toprakları kanlı Yemen

Bu köşe yazısı 7 Nisan 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Suudi despotlarının öncülüğündeki askerî koalisyonun Yemen’de başlattığı savaş dördüncü yılını doldurdu. Savaş sadece 1990’da birleşik devlet hâlini alan Yemen’in bölünme tehlikesini artırmıyor. Aynı zamanda hem bölgedeki çatışmaları derinleştiriyor, hem de halkların içine itildiği faciayı genişletiyor. „… Toprakları kanlı Yemen“ weiterlesen

Soğuk Savaşın »Salisbury muharebesi«

Soğuk Savaşın »Salisbury muharebesi«

Bu köşe yazısı 31 Mart 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Salisbury’de çifte ajan Skirpal ve kızının zehirlenmesiyle patlak veren gerilim, Batılı ülkelerin yaklaşık 140 Rus diplomatını yurt dışı etmesiyle, Batı ve Rusya Federasyonu arasındaki Soğuk Savaşa yeni bir ivme kazandırdı. Tabii ki burada Soğuk Savaş olarak nitelendirdiğimiz ihtilafın, 20. Yüzyılda reel sosyalizm ve emperyalizm arasındaki Soğuk Savaştan niteliksel olarak farklı olduğunu vurgulamalıyız – her ne kadar uygulanan metotlarda büyük benzerlikler olsa da. „Soğuk Savaşın »Salisbury muharebesi«“ weiterlesen

Devrim umudu yitirilse eğer…

Devrim umudu yitirilse eğer…

Avrupalı komünistlerin Suriye değerlendirmeleri üzerine

Suriye’deki gelişmeler Avrupa, ama bilhassa Almanya barış hareketi içerisinde ciddî tartışmalara, kimi noktalarda ayrışmalara neden oluyor. Avrupa’daki Komünist Partileri, toplumsal ağırlıklarına ters orantılı biçimde barış hareketi içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir etkiye sahipler. Komünistler açısından son derece önemli olan bu mevzi, doğal olarak Komünist Partilerindeki sorunlu Suriye analizlerinden ve bunlarla bağlantılı olan yanılgılarından olumsuz etkilenmektedir. Tartışmaların odak noktasını sadece Suriye ve dolayısıyla tüm Ortadoğu’ya yönelik olan emperyalist stratejiler değil, Suriye’deki rejimin niteliği, Rusya Federasyonu’nun rolü ve en önemlisi YPG/YPJ’nin Demokratik Suriye Güçleri (SDF) çatısı altında ABD ordusu ile girdiği taktiksel-askerî işbirliğine yönelik eleştiriler oluşturuyor. Tartışmada belirleyici söylem, »Rojavalı Kürtler ABD emperyalizminin taşeronluğunu yapıyorlar« suçlamasıdır. Bu söylem Türkiye’deki okurun yabancı olmadığı ve Kemalizmin etkisi altındaki sol ve sağ oportünizmin dile getirdiği ulusalcı söylemden farklı değil. Görüldüğü kadarıyla Avrupalı komünistler arasında da Arap ulusalcılığından mustarip Irak ve Suriye komünistlerinin ulus devlet pozisyonları etkin olmaktadır. „Devrim umudu yitirilse eğer…“ weiterlesen

Merkel’in timsah gözyaşları ve yasaklar…

Merkel’in timsah gözyaşları ve yasaklar…

Bu köşe yazısı 24 Mart 2018 tarihli Yeni Özgür Politika ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerinde yayımlanmıştır.

Kalın çizgilerle altını çizerek defalarca belirtmiştik: Alman tekelci burjuvazisi dünyanın en deneyimli, en rafine ve en saldırgan egemen sınıfıdır diye. Sağ olsun Şansölye Merkel söylediklerimizi bir kez daha teyit etti. Yeniden »Büyük Koalisyon« kurulmasının ardından Federal Parlamento’da yaptığı ilk hükümet açıklamasında Rusya’yı Doğu Guta bağlamında »en sert biçimde« eleştirdikten sonra, »Türkiye’nin güvenlik menfaatlerine rağmen Afrin’de olanlar (…) kabul edilemez. Bunu da en sert şekilde kınıyoruz« diyerek, »timsah gözyaşları« deyimine yeni bir alaycılık derecesi kattı. „Merkel’in timsah gözyaşları ve yasaklar…“ weiterlesen