Faşiste değil, onu yaratana bakmak

7 Eylül 2026

Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu seçimleri ırkçı-faşist AfD partisinin zaferiyle sonuçlandı. 1,7 milyon seçmenin bulunduğu eyalette katılım yüzde 76 ile hayli yüksek oldu. Reformist sol ve burjuva partileri hezimete uğrarlarken, faşistler yüzde 43,8 oy alarak, rekor kırdılar. 59,2 milyon seçmenin yaşadığı Almanya’da faşistlerin bir eyalette yaklaşık 560 bin oy alması kimilerince küçümsenebilir olsa da önümüzdeki dönemde toplumsal çoğunlukların nasıl olacağına işaret ediyor.

Kanımızca asıl sorun sadece faşistlerin hükümet oluşturabilecek güce erişmeleri değildir. Asıl sorun, Alman tekelci burjuvazisinin sosyal, kültürel, politik ve ekonomik hegemonyasını an itibariyle güçlendirmiş ve toplumsal direniş potansiyellerini başarıyla ekarte etmiş olmasıdır. Zaten egemen siyaset hızlandırdığı militarist dönüşüm süreci içerisinde faşistlerin söylemini üstlenmiş, taleplerini hükümet politikalarına uyarlamıştır. Egemen siyasetin göçmen ve mülteci düşmanı politikaları, özellikle yoksul kesimlerin ve çalışan sınıfların yaşam koşularının kötüleşmesine yönelik haklı tepkilerini faşist partiye kanalize etmiştir.

Almanya reformist toplumsal ve siyasi solunun “aman faşizm geliyor” biçimindeki baygın ve bu nedenle çaresiz kalan sözde antifaşizmi bu gelişmeye etkin direniş göstermekten uzak kalmaktadır. En son Volkswagen tekelinin yönetim kurulunun 50 bin işçiyi işten atma ve askeri üretime yönelme planlarını kabul eden Alman sendikaları, egemen siyasete eklemlenerek hem militarist dönüşüme hem savaş hazırlıklarına destek çıkmakta hem de emperyalist yayılmacılığın faturasının halka ve çalışan sınıflara çıkartılmasına sessiz kalmaktadır. Bu durumda, güya Rusya ile savaşa karşı çıkan, sosyal bütçelerin “önce Almanlara” verilmesini isteyen faşist AfD seçmenin gözünde “gerçek muhalefet” olarak gözükmektedir.Max Horkheimer liberalizmi eleştirirken “kapitalizmden bahsetmeyen, faşizmden hiç bahsetmesin” demişti. 1939’da geçerli olan bu söz, bugün de geçerlidir. Faşizmi yaratan kapitalizmdir. Kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele verilmeden faşizme karşı mücadele verilemez. Günümüz Almanya’sındaki gelişmeler bu gerçeğin altını bir kez daha çizmiştir.