Schlagwort: Komünistler

Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?

29. Juli 2018  Aktuelles

Rejim krizde: Neden? Ve ne yapmalı?

Türkiye’deki gerici-faşist ittifakın 24 Haziran baskın seçimlerinden kırılgan iktidar ilişkilerini stabilize ederek çıkmasından bu yana muhalif kesimlerde hâlâ belirli bir kafa karışıklığı hakim. Bilhassa kentli laik orta katmanlar hayal kırıklığından ve gerici-faşist ittifaka oy veren Sünni-muhafazakâr yoksul kesimlere duydukları derin öfkeden kurtulamıyorlar. Bu kesimlerdeki hayal kırıklığının en büyük nedeninin parlamentodaki burjuva muhalefetinin salt propagandadan ibaret söylemlerine bakarak, iktidarın değiştirilebileceği hüsnükuruntusuna kapılmaları olduğunu söyleyebiliriz. Komünistler, reel güç ilişkilerini ve siyasal rejimin karakterini göz önünde tutarak, »büyük olasılıkla ya diktatörlük ya da demokrasiye açılacak yol için bir dönemeç« tespitini yapmışlar ve gerici-faşist ittifakın geri püskürtülüp, AKP-Saray-Rejimine darbe indirilmesinin olanaklı olduğunu vurgulamışlardı. Ganzen Beitrag lesen »

Anti-Tekelci strateji ve komünistler

19. Mai 2018  Aktuelles

Anti-Tekelci strateji ve komünistler

Barış, demokrasi ve devrim tartışmaları üzerine

1989/1990 karşı devriminden bu yana geçen sürede, karşı devrimin tüm tahribatına, işçi sınıfı hareketi ile dünya komünist hareketinin neredeyse mücadelenin ilk yıllarına döndüren darbeler almalarına rağmen, günümüz dünyasında kapitalizmin tarihin sonu olmadığına, sömürüsüz ve barışçıl bir gelecek olabileceğine dair inançlar azalmadı. Aksine, dünya çapında farklı alanlarda yürütülen mücadelelerde kapitalist olmayan bir gelişmenin gerekli olduğunu, bunun için uluslararası tekellerin hakimiyetinin kırılmasının, aşağıdan yukarıya ve yatay iktidar ilişkilerinin kurulmasının ve ekolojik, kâr amacı gütmeyen, kooperatif, kamunun demokratik kontrolü altında olan bir iktisatın yerleştirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan görüşler daha sıklıkla ve daha güçlü olarak ifade edilmekteler. »Kapitalizm alternatifsiz değildir« veya »başka bir dünya mümkün« şiarları ister gelişmiş merkez kapitalist ülkelerde olsun, isterse de gelişmekte olan ülkelerde olsun, bilhassa genç nüfus arasında giderek daha yaygınlaşmakta, postmodern kimlik mücadeleleri içerisinde öğütülen kitleler arasında taraftar bulmaktadır. »Başka bir dünyanın« nasıl kurulacağı, sosyalizmin »özgürlükçü« mü, »demokratik« mi yoksa »daha farklı« mı olacağı konusunda kafalar açık olmasa da, »mümkün olan başka dünyanın« ancak sosyalizm olabileceği konusunda neredeyse herkes hem fikir. Ganzen Beitrag lesen »

»Meleklerin cinsiyeti« ve çarpışma toleransı

24. April 2018  Aktuelles

»Meleklerin cinsiyeti« ve çarpışma toleransı

Avrupa’daki Türkiyeli devrimci-komünist kümelere bir öneri

AKP-Saray-Rejiminin, burjuvazinin stepnesi faşist MHP’nin desteğiyle baskın seçim kararını alması, doğal olarak devrimci cenahta »sürece nasıl müdahale edilmeli« tartışmalarını alevlendirdi. Hangi biçimde olursa olsun, dayatılan bu seçim sürecini inşası hızlanan açık faşist diktatörlüğü geri püskürtmek, en azından parlamenter sistem ile hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesini sağlamak ve demokrasi mücadelesini yükseltmek, devrimci güçler için de şüphesiz ivedi görevlerdir. Ganzen Beitrag lesen »

»İdeolojisi olmayan savaş« mı?

19. April 2018  Aktuelles

»İdeolojisi olmayan savaş« mı?

Bu köşe yazısı 21 Nisan 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.

Genelde dünya çapındaki, özelde ise bölgedeki gelişmeleri tarihsel maddecilik temelinde açıklamaya çalışan analizler çeşitli itirazlarla karşılaşıyorlar. Bu itirazları »günümüz dünyasını marksist jargonla açıklamak mümkün değil« cümlesiyle özetleyebiliriz. Bizce liberal bir okumadan ibaret olan bu yaklaşım Kürdistanlı aktivistler arasında da yaygın. Ancak »marksist jargon« olmayan analizlere baktığımızda, kültüralist açıklama çabalarının yanı sıra, bunların da »toplumsal sınıflar« veya »sermaye« gibi terimlere başvurmak zorunda olduklarını görmekteyiz. Ganzen Beitrag lesen »

Demokrasi ve Sosyalizm

25. Oktober 2017  Aktuelles

Demokrasi ve Sosyalizm

Bu makale Politika Gazetesi’nin 46. Sayısında yayımlanmıştır

Demokratik ve bu bağlamda sosyal hakların genişletilmesi için verilen mücadele ile – ki, biz bunu burjuva demokrasisinin demokratikleştirilmesi olarak nitelendiriyoruz – işçi sınıfının iktidarının kurulması, yani sosyalizm mücadelesi arasındaki birbirini tamamlayıcı ilişki, uluslararası işçi ve komünist hareketinin tüm tarihi boyunca büyük bir önem taşımıştır. Günümüz emperyalist-kapitalist dünya düzeninin realitesi, kriz doğurganlığı ve saldırganlığı bu ilişkiye ayrı bir önem ve güncellik kazandırmaktadır. Gerçi bu ilişki komünistler açısından hiç bir zaman önemini ve güncelliğini yitirmemişti, ancak 1989/1990 karşı devrimi ve likidasyon uğraşları komünistlerin bu ilişkinin gereğini yerine getirmelerinde köstekleyici rol oynamıştır. Bu durum ise, işçi sınıfına, devrime ve sosyalizme olan inançlarını yitirenlerin oluşturdukları reformist akımların, özellikle ülkemizde kemalizm ile liberalizm kıskacına sıkışmış sosyalist yapıların demokrasi mücadelesini sınıfsal içeriğinden ve sosyalizm hedefli bağlamından kopartarak, kapitalizmin sınırları içerisindeki bir çözüme indirgemelerine yol açmıştır. Benzer bir gelişmeyi tersinden, sosyalizm mücadelesini demokratik özünden koparan sol sekter akımların yaklaşımlarında görmek olanaklıdır. Ganzen Beitrag lesen »

»Yeni devlet« değil, restorasyon ve süreklilik

17. September 2017  Aktuelles

»Yeni devlet« değil, restorasyon ve süreklilik

Avrupa’daki örnekler ışığında »Yeni Türkiye« tartışmalarına bir müdahale

Bu makale Politika Gazetesi’nin 45. sayısında yayımlanmıştır.

»Türkleri, oradaki farklı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiler farklı ırklar arasındakiler gibi karmakarışık olduklarından, Türkiye’deki egemen sınıf olarak tanımlayabilmemiz çok zor. Türk, duruma ve yere göre işçi, köylü, kesnekçi, ticaret adamı, feodalizmin en aşağı ve en barbar devrindeki bir feodal toprak sahibi, sivil memur veya asker olabilir; ama hangi sosyal konumda olursa olsun, o, ayrıcalıklı dine ve ulusa aittir – sadece o silah taşıma hakkına sahiptir ve en yüksek mevkide olan bir Hıristiyan, en alt sınıftan bir Müslüman ile karşılaştığında ona yol vermek zorundadır. Bosna ve Hersek’te halk kitleleri Rajah, yani Hıristiyan kalırlarken, Slav aristokratları İslam’ı kabul ettiler. Demek ki bu vilayette, aynı Müslüman Boşnak’ın Türk asıllı Müslüman din kardeşiyle eşit basamakta olması gibi, egemen inanç ve egemen sınıf özdeştir.«

Karl Marx ve Friedrich Engels, 23-28 Mart 1853, New York Daily Tribun

Marx ve Engels’in tarihsel süreçleri ve tarihsel koşulları duygusallıktan ve soyut formüllerden uzak, somut maddî güç ilişkilerini ve nesnel gelişmeyi temel alarak analiz masasına yatırma metodu, hiç kuşku yok ki, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Tarihsel süreçleri ve güncel somut gelişmeleri, geleceğin şekillendirilmesi ve güncel sorunların çözümüne yönelik bir programın geliştirilebilmesi için bu metotla ele almak, olası yanılgıları ve bu süreçlerin gerçeğe uymayan tahlili üzerinden yanlış bir siyasî programı ortaya koyma riskini en aza indirgeyecektir. Çünkü gerçeğe uymayan öznel bir tarih okuması, yapılmak istenilen tahlili yanlışa, güncel olanı açıklamayı ise soyut formüllere dayandırmaya yönlendirir. Bu nedenle Komünistler, Marx ve Engels’in metotlarına Leninci kararlılıkla sadık kalmakla yükümlüdürler. Ganzen Beitrag lesen »

Referandum sonrası Avrupa’daki görevlerimiz

28. April 2017  Aktuelles

Referandum sonrası Avrupa’daki görevlerimiz

Bu köşe yazısı 29 Nisan 2017 tarihli Yeni Özgür Politika ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerinde yayımlanmıştır.

Gayrimeşru referandum sonuçları Avrupa’daki yaşamımızı önümüzdeki yıllarda belirlemeye devam edecek. AKP-SARAY-Diktatörlüğünü 12 Eylül 1980 rejimine benzetmek, pek yanlış olmayacaktır – ama önemli bir farkla: ülkenin en az yarısı diktatörlüğe »Hayır« demiştir. Buna rağmen rehavete kapılmak, AB ile sorunlar yaşanıyor görüngüsüne aldanıp, »Batı’dan çözüm« beklemek büyük bir zaaf olacaktır. Saray kliğinin ve temsil ettikleri sınıfların ülkeyi açık faşist diktatörlüğe taşıma olasılığını da içeren bir sürece soktuğunu tespit etmek durumundayız. Ganzen Beitrag lesen »