Karl Marx yakın dostlarından Ludwig Kugelmann’a yazdığı mektuplardan birinde, “Das Kapital” yayınlanır yayınlanmaz adeta bir sessizlik suikastına veya daha doğru bir çeviriyle suskunluk komplosuna uğratıldığından bahseder. Marx’a göre egemen çevreler ve burjuva basını kitabının kuramsal gücünden korkarak, eleştirmek yerine hiç yokmuş gibi davranarak unutturmaya çalışmaktaydılar. Burjuvazi korkmakta haklıydı diyebiliriz. Çünkü Marx’ın tamamlanmamış başyapıtı halen müthiş etkisini sürdürmektedir.
„Susuş kumkuması“ weiterlesenEhlileştirmeden evcilleştirmeye
Almanya’daki seçim yılının sonuçları egemen siyaset üzerinde baskısını artıran bir fırtına yaratırken, Alman burjuvazisinin çirkef yüzünü de bir kez daha açığa çıkarttı. SPD ve Yeşillere yakın medya kuruluşları da dahil, tüm burjuva medyası ağızlarından salyalar akıtarak reformist Sol Partiye savaş açmış durumda. “Antisemitizm” ve “organize suç örgütü üyelerine yakınlık” gibi suçlamalar, “kamusallaştırma fantezileri” gibi antikomünist söylemlerle Berlin’de seçimi kazanan Sol Partiyi hizaya getirmeye çalışıyorlar.
„Ehlileştirmeden evcilleştirmeye“ weiterlesenSeçimlerle değiştirilemeyenlere dair…
Almanya’daki seçim sonuçları ve dış politikaya yansımaları üzerine
Kurt Tucholsky’nin “seçimler bir şeyi değiştirebilseydi, çoktan yasaklanmış olurlardı” dediği rivayet edilir. Bu sözü sahiden Tucholsky mi yoksa Mark Twain veya Emma Goldmann mı söylemiş bilemeyiz, ama bildiğimiz gerçek seçimlerin değiştiremediği çok şey olduğudur. Elbette burjuva demokrasilerinde, işlevlerini kaybetmedikleri sürece, toplumsal iklimdeki gelişmelere paralel sistem içi hükümet yapılarında kimi değişimler olmaktadır. Ancak günümüzün kapitalist dünyasındaki ülkelerde, en demokratiğinde bile, verili olan sistem seçimlerle değiştirilemez. O açıdan bizce asıl önemli olan, seçimleri, dolayısıyla seçmenleri ve kamuoyu görüşünü belirleyen, iç ve dış politikaların çerçevesini çizen bu “değiştirilemeyenlerin” ne olduğu sorusuna yanıt aramaktır.
„Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…“ weiterlesen