Yapıcı olmak gerek…

Barış ve demokrasi köprülerini inşa edecek örgütlenme üzerine

“Yapıcılar türkü söylüyor,

yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.

Bu iş biraz zor.

Yapıcıların yüreği,

bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,

ama yapı yeri bayram yeri değil.

Yapı yeri toz toprak.

Çamur, kar.

Yapı yerinde ayağın burkulur,

ellerin kanar. […]”

Nazım Hikmet, 1955

(Politika Gazetesi’nin 99. sayısında yayınlanmıştır.)

Türkiye’de tarihsel öneme sahip bir anla karşı karşıya olduğumuz aşikar. Böylesi bir anda alacağımız kararlar ve değerlendireceğimiz hatta değerlendiremeyeceğimiz fırsatlar, yarının hepimiz için nasıl şekilleneceğini belirleyecek. Egemen siyasetin “terörsüz Türkiye” diye nitelendirdiği, bizlerin ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci dediğimiz bu an, yepyeni fırsatlar ve olanaklar içerdiği kadar, sayısız tuzak ve engellerle doludur. Özellikle Türkiye’nin merkezinde bulunduğu Balkanlar-Kafkasya-Orta Doğu üçgenindeki güncel gelişmeler ve yeni savaş hazırlıkları sürecin gidişatını olumsuz etkileyecek potansiyel taşımaktadır. Gerek egemen siyasetin çoğunluk desteğine sahip olamaması gerek toplumsal bölünmüşlük gerekse de emperyalist güçlerin stratejileri ve çıkar çatışmaları, barış ve demokratikleşme ihtiyacına yönelik tehditleri oluşturmaktadır. Tam da bu nedenlerden dolayı barış ve demokrasi istemini halklar ve çalışan sınıflar arasında yaygınlaştırıp toplumsallaştırmak, barışın dilinin konuşulmasını sağlamak ve farklılıklarına rağmen halk kitlelerini ortak çıkarlar temelinde en azından yan yana gelmeye ikna etmek, günümüzün en ivedi görevlerinden birisidir. Çünkü aksi takdirde “cehennemin” kapıları açılmış olacaktır.

„Yapıcı olmak gerek…“ weiterlesen