Yeniden Talibanistan

Yeniden Talibanistan

4 Temmuz 2021

Afganistan’da yaklaşık 20 yıl süren emperyalist işgal sonrasında yeni bir çatışmalı sürecin başlayacağı şimdiden görünüyor. ABD ve NATO’nun ülkedeki en büyük askeri yapılanması olan Bagram Üssünün boşaltılması ve NATO askerlerinin büyük bir bölümünün ülkelerine geri döndürülmeleriyle işgalin resmi sonu başlatılmış oldu. Son NATO Liderler Toplantısında kararlaştırıldığı gibi, sadece başkent Kabil’de geçiş sürecini desteklemek ve havalimanını korumak için az sayıda NATO askeri bırakılacak. Bilindiği üzere havalimanını koruma görevi, 2001’den bu yana işgali destekleyen Türkiye’ye bırakıldı.

„Yeniden Talibanistan“ weiterlesen

»Kürdistan’ı savunmak!«

»Kürdistan’ı savunmak!«

20 Haziran 2021

Ana akım burjuva medyasında olmasa da bir yerlerde okumuşsunuzdur: Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 150 insan hafta başında »Defend Kurdistan«, yani »Kürdistan’ı savunmak!« başlığı altında bir girişim başlattılar. Girişimin ana amacı işgali ve olası »kardeş kavgasını« engellemek olarak açıklanmıştı. Bu anlamlı girişim bugün, İzmir HDP binasına yapılan ve Deniz Poyraz’ı katleden saldırıdan sonra kanımızca farklı bir anlam kazanmıştır. Daha doğrusu kapsamı genişlemiştir.

„»Kürdistan’ı savunmak!«“ weiterlesen

G7, BRICS, Quad…

G7, BRICS, Quad…

13 Haziran 2021

Burjuva medyasına bakılacak olursa, bugün Cornwall’de sona erecek olan G7-Zirvesi »21. Yüzyılın uluslararası ilişkilerinde belirgin bir dönüm noktasını« marke etmiş olacak. Zirvenin sahiden de belirgin bir dönüm noktası olacağı şüphe götürmüyor, zira Biden yönetimi altındaki ABD emperyalizmi Çin Halk Cumhuriyeti’ne (ÇHC) yönelik saldırganlığını kurmakta olduğu yeni ittifaklarla artıracak. Aynı zamanda da şimdiye kadar ÇHC konusunda hayli çekimser tavır takınan Alman sermaye fraksiyonlarını planlara katılmaya daha çok zorlayabilecek.

„G7, BRICS, Quad…“ weiterlesen

Çürümüş şeyler…

Çürümüş şeyler…

6 Haziran 2021

Bilinen deyimdir: »Çürümüş bir şeyler var Danimarka devletinde…« Shakespeare’in tam 420 yıl önce kaleme aldığı Hamlet adlı trajedisinde Marcellus’a söylettiği bu cümle, uzun zamandır kokuşmuşluğu, yozlaşmışlığı, bozulmuşluğu, kısacası sinsice yolunda gitmeyen şeyleri betimlemek için kullanılmaktadır. Gerçi Türkçe çevirilerde »Danimarka Krallığında« diye geçer, ancak asıl kastedilen »devlettir« ve cuk oturmaktadır. Günümüze dönersek: Evet, Danimarka devletinde – artık siz bunu Avrupa olarak okuyun – çürümüş çok şey var. Çürüyenlerin başında da burjuva demokrasisi gelmekte.

„Çürümüş şeyler…“ weiterlesen

Mafya mı, Gladio mu?

Mafya mı, Gladio mu?

30 Mayıs 2021

Hâlihazırda Türkiye’de yürütülen »devlet-mafya« tartışmaları hız kaybetmeyecek gibi görünüyor. Ancak tartışmaları »meşru devlet – gayrimeşru mafya« düzleminde yürütmek, asıl sorunun köküne inmeyi engellemekte ve egemen söylemin dezenformasyonu ile bilinçli hedef şaşırtmayı desteklemektedir. Halbuki, sadece Türk devleti değil, genel olarak kapitalist devletlerde ve bilhassa kriz dönemlerinde egemenlerin doğrudan kontrolleri altında olan gizli yapılanmalar ve suç örgütlerinin yardımıyla »düzeni« korudukları biliniyor. O açıdan »devlet mafyalaşıyor« söylemi yanıltıcıdır.

„Mafya mı, Gladio mu?“ weiterlesen

Devlet aklının zehirlediği sol

Devlet aklının zehirlediği sol

23 Mayıs 2021

Ne zaman Filistin Sorunu ve İsrail devletinin Apartheid politikaları ülke gündemini belirlese, o zaman Almanya’nın emperyalist devlet aklının reformist solun kılcal damarlarına dek nasıl sızdığı ve ruhunu ne denli zehirlediği ortaya çıkıyor. Zaten devrime olan inancını çoktan yitirmiş ve enternasyonalizmi muğlak bir »insan hakları« söylemine indirgemiş olan reformist sol Almanya’nın ikinci sosyal demokrat partisi olma yolunda ilerliyordu. Savaş karşıtı programı ve üyeleri arasında radikal solcuların da olması, partinin sağa kaymasına engel olacağını düşündürüyordu. Ancak son gelişmeler partinin devlet aklına teslim olduğunu kanıtladı.

„Devlet aklının zehirlediği sol“ weiterlesen

Fransa’nın Türkiye problemi

Fransa’nın Türkiye problemi

9 Mayıs 2021

Fransa’nın, Emmanuel Macron’un Devlet Başkanı seçilmesinden bu yana NATO partneri Türkiye ile olan ilişkileri hiç düzelmedi ve görüldüğü kadarıyla aradaki gerginlik ileride daha da artacak gibi. Alman ve Fransız burjuva basınında bu gelişmenin temel nedeninin Ankara’nın »diaspora Türklerini kullanıyor« olması gösteriliyor. Elbette bu yeni bir şey değil ve özellikle 1980 darbesinden bu yana Türkiye karar vericilerinin sistematik biçimde Avrupa’daki Türkiye kökenli göçmenleri seçme-seçilme hakkı olan »etkin Türkiye lobisi« hâline getirmeye çalıştıkları biliniyor. Ancak şimdiye kadarki Türk hükümetleri bunu her zaman işbirlikçisi oldukları emperyalist güçlerle eşgüdüm içinde gerçekleştirmişlerdir. O açıdan Fransa-Türkiye arasındaki gerilimin nedenlerini başka alanlarda aramak gerekiyor.

„Fransa’nın Türkiye problemi“ weiterlesen

Otoriter restorasyon dayatması

Otoriter restorasyon dayatması

Fransa ve Almanya’daki gelişmeler üzerine

3 Mayıs 2021

Başta Almanya’daki olmak üzere, Avrupa’daki burjuva medyası Fransa’da emekli subayların sert açık mektubunu pek dikkate almadı. Halbuki tam da 21 Nisan 1961’de Fransız generallerinin Charles de Gaulles’ün Cezayir politikasını gerekçe göstererek başlattıkları darbe girişiminin 60’ıncı yıl dönümünde ve aşırı sağcı Philippe de Villiers’in »Bir gün sonrası. Darbe için sinyal« başlıklı kitabının yayımlandığı günlerde sağcı haftalık gazete »Valeurs Actuelles«de yayımlanan açık mektup günümüz Avrupa’sında pek yaygın görülmeyen biçimde bir darbe çağrısını içeriyordu. Doğal olarak Fransa hükümeti ve bazı ilerici kesimlerden eleştiriler geldi, Alman basınında birkaç haber yayınlandı, ama ardından tekrar gündeme dönüldü ve daha fazla konu edilmedi. Hatta Sanayi Bakanı Pannier-Runacher »Emekli birkaç general ayaklarında terliklerle orduyu isyana davet ediyor« diye dalga geçti. Subaylara destek çıkan tek siyasetçi, beklenildiği gibi faşist Marine Le Pen oldu.

„Otoriter restorasyon dayatması“ weiterlesen

Temkinli iyimserlik

Temkinli iyimserlik

2 Mayıs 2021

Demokrat Biden’in ABD Başkanı seçilmesi, ardından da Baerbock’un Yeşiller partisinin Şansölye adayı ilân edilmesi, Almanya’daki kimi sol-liberal çevrelerce »neoliberalizme darbe vuruluyor« ve »yeşil kapitalizme geçiliyor« yorumlarına neden oldu. Bu çevrelerde Biden’in 1,9 trilyon dolarlık yardım paketinin ve Yeşiller partisinden bir kadının Şansölye olma olasılığının »sosyal ve ekolojik çizgiye doğru« bir değişimin habercisi olduğu iddia ediliyor. Gerek Biden’in »100’üncü gün konuşmasına« gerekse de Yeşiller partisinin seçim programındaki sosyal ve ekolojik vaatlere bakıldığında böylesi bir kanı oluşabilir. Ancak görüngülerin aldatıcı olduğu kadar, ayrıntıların da her şeyin göründüğü gibi olmadığını kanıtladığını söylemeliyiz.

„Temkinli iyimserlik“ weiterlesen

Sermayenin yeni temsilcileri

Sermayenin yeni temsilcileri

25 Nisan 2021

Alman siyasi arenasında değişim sinyallerinin yayıldığı bir haftayı geride bıraktık. Geleneksel muhafazakârlığı temsil eden CDU/CSU partileri hayli tartışmalı ve sancılı bir süreçten sonra Şansölye adayı olarak Kuzeyren-Vesfalya Eyalet Başbakanı ve CDU Başkanı Armin Laschet’e karar kıldı. Asıl medyatik bombayı ise Yeşiller, Eş Başkan Annalena Baerbock’u Şansölye adayı göstererek patlattı. Ve böylelikle Yeşiller ve CDU/CSU arasında birincilik yarışının da startı verilmiş oldu. SPD’nin adayı ise F. Maliye Bakanı Olaf Scholz oldu.

„Sermayenin yeni temsilcileri“ weiterlesen

Almanya’nın Ukrayna İkilemi

Almanya’nın Ukrayna İkilemi

18 Nisan 2021

NATO-Ukrayna-Komisyonu toplantısının ardından Biden yönetiminin Rusya’ya karşı yeni yaptırım kararları alması ve Biden’in gerginliği artıran açıklamalarına devam etmesi, ABD emperyalizminin en önemli müttefiki, ama aynı zamanda »baş ağrılarına« neden olan Almanya’yı giderek daha çok sıkıştırıyor. Almanya özellikle Ukrayna İkilemi karşısında çözümsüzlükle boğuşuyor. Rusya’nın en son Kırım’da ve Ukrayna sınırında 40 bin askeri yığmış olması, ABD’nin artan baskısından bunalan Alman emperyalizmini daha zora sokuyor.

„Almanya’nın Ukrayna İkilemi“ weiterlesen

Jeopolitik yakınlaşma mı?

Jeopolitik yakınlaşma mı?

11 Nisan 2021

Moskova ve Pekin arasındaki flörtleşme, her ne kadar Rus tarafının »ilişkilerimizin tarihindeki en iyi seviyeye ulaşması, NATO’ya rakip bir ittifakın kuruluyor olması anlamına gelmez« (S. Lavrov) açıklamasıyla sıradanlaştırılmaya çalışılsa da Batı’daki alarm zilleri çoktan çalmaya başladı. Avrupa’daki burjuva medyası Rusya Federasyonu (RF) ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) Dışişleri Bakanlarının 4 Şubat’ta yaptıkları telefon görüşmesini »tehditler artıyor« diye yorumladı. O açıdan bu flörtleşmeyi iki ülkenin çıkarları temelinde irdelemek aydınlatıcı olacak.

„Jeopolitik yakınlaşma mı?“ weiterlesen

Gelecek Pasifik’te belirlenecek

Gelecek Pasifik’te belirlenecek

Ulusal Halk Kongresinin kararları ışığında Çin Halk Cumhuriyeti ve dünya politikalarına etkileri üzerine

Dünyanın, dolayısıyla insanlığın yakın geleceğinin Pasifik Bölgesindeki gelişmeler tarafından – olumlu veya olumsuz anlamda – belirleneceğini söylersek, bu, en azından güncel koşullar altında abartılı bir iddia olmayacaktır. Emperyalist-kapitalist dünya düzeninin içinde debelendiği çoklu kriz ortamının meydan okumalarını, ABD emperyalizminin Çin Halk Cumhuriyeti’ne (ÇHC) karşı artan saldırganlığını ve ÇHC’nin dünya çapında genişleyen iktisadi ve siyasi etki alanlarını göz önünde tutarsak, bu iddianın altını doldurabiliriz.

„Gelecek Pasifik’te belirlenecek“ weiterlesen

Yalpalayaraktan gider iken…

Yalpalayaraktan gider iken…

4 Nisan 2021

Sol liberal cenahta reformist adımlar savunulurken genellikle, »henüz sistem sorusunu soracak bir güç yok, kapitalizm koşulları altında da iyileşmeler yapılabilir« gerekçesi getirilir. Doğru, verili koşullar altında, ama toplumsal mücadeleler sonucunda »sistem« içi iyileştirmeler gerçekleştirilebilir. Tarihin de kanıtladığı gibi, egemen sınıflar yükselen işçi direnişleri ve güçlenen toplumsal hareketler karşısında taviz vermek zorunda kalırlar. Ancak tavizlerin ardında yatan asıl neden, sistem sorusunun ifade edilmesi kaygısıdır.

„Yalpalayaraktan gider iken…“ weiterlesen

Faşiste faşist denir, beyefendi!

Faşiste faşist denir, beyefendi!

28 Mart 2021

AKP-Saray Rejiminin ortağı Devlet Bahçeli’nin Federal Parlamentoda partisi MHP hakkında verilen bir soru önergesi hakkında hezeyana kapıldığını duyduk. Bahçeli’nin Die Linke partisi ve Almanya hakkında atıp tutmasının tam da Almanya’nın AB Zirvesinde Türkiye’ye destek çıktığı günlere denk gelmesi tuhafımıza gitti doğrusu. Gerçi MHP’nin kurulduğu günden bu yana Uygurlara sahip çıkmasına rağmen, destekledikleri Erdoğan’ın Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanını kabul etmesine Bahçeli’nin tek bir laf etmemesi de tuhaf, ama o ayrı bir konu.

„Faşiste faşist denir, beyefendi!“ weiterlesen

HDP ve Avrupa’nın derin kaygıları (!)

HDP ve Avrupa’nın derin kaygıları (!)

21 Mart 2021

AKP-Saray Rejiminin çekmecesinden çıkardığı topyekûn saldırı planının adım adım uygulandığı ve bu saldırıların giderek sertleşerek devam edeceği belli olunca, Avrupalı partnerlerinin »derin kaygılarını« ifade etmeleri zorunlu oldu – elbette her zaman olduğu gibi timsah gözyaşları dökerek. Berlin-Brüksel-Strasburg üçgeninden gelen açıklamaların adresi, kimi çevrelerin zannettiği gibi AKP-Saray Rejimi değil, tepkileri yumuşatılması gereken muhalif kesimler ve kamuoyudur.

„HDP ve Avrupa’nın derin kaygıları (!)“ weiterlesen

Biden usulü »America First«

Biden usulü »America First«

Avrupa’nın sevinci kursağında mı kalacak?

Her yıl savaş tacirlerinin, farklı sermaye grupları ile tekel temsilcilerinin, siyasetçilerin, gazetecilerin ve emperyalist ülkelerin bilimsel (!) kâhinlerinin buluştukları Münih »Güvenlik Konferansı« bu yıl dijital ortamda gerçekleştirildi ve transatlantik emperyalist ortaklığın üç büyük temsilcisini bir araya getirdi. Alman Şansölyesi Merkel ve Fransa Başkanı Macron toplantı öncesinde verdikleri demeçlerde yeni ABD Başkanı Biden’in dış politika açıklamalarını heyecanla beklediklerini söylüyorlardı. Çünkü görüşmelerin merkezinde transatlantik ilişkilerin geleceği duruyordu.

„Biden usulü »America First«“ weiterlesen

Koronavirüs krizi ve eşitsizlikler

Koronavirüs krizi ve eşitsizlikler

Almanya örneğinde Pandemi tedbirlerinin kazananları ve kaybedenleri üzerine

Rosa Luxemburg yaşıyor olsaydı, şüphesiz »virüsü boşuna aramayın, asıl virüs saf hâliyle kapitalizmdir« diye yazardı. Çığlık atan bu gerçeği görmek için Rosa Luxemburg olmaya gerek yok, gündelik yaşama fırlatılacak yüzeysel bir bakış dahi yeterli olur. Egemenler her ne kadar »virüs zengin-yoksul ayrımı yapmıyor, hepimiz aynı gemideyiz« deseler de gemide kimin hiçbir şey yapmadan oturduğunu, kimin ise kürekleri çektiğini bilenler olarak bu yalana kanacak hâlimiz yok. Gene de bu yalanı bazı verilerle ifşa etmek gerekiyor.

„Koronavirüs krizi ve eşitsizlikler“ weiterlesen

Rosa Luxemburg ve Alman Solu

Rosa Luxemburg ve Alman Solu

7 Mart 2021

Bilindiği gibi 5 Mart 2021’de komünist hareketin tanınmış isimlerinden Rosa Luxemburg’un 150’nci doğum günü kutlandı. Rosa Luxemburg dünya çapında tanınmasına ve dünya sokaklarında, sayısız mücadele alanlarında fotoğrafı en önde taşınmasına rağmen, aynı Che Guevara gibi ikon muamelesine tabi tutularak haksızlığa maruz bırakılmıştır. Halbuki Rosa Luxemburg, Lenin’in, tüm eleştirilerine karşın, »Alman sosyal demokrasisinin tavuklarının« ulaşamayacağı yükseklerde uçan »bir kartaldı ve kartal kalacak« diyerek yücelttiği bir devrimciydi.

„Rosa Luxemburg ve Alman Solu“ weiterlesen

Rosa Luxemburg

ROSA LUXEMBURG

Sosyalist düşünceye adanan bir yaşam

Sergi Tabloları (PDF-formatında 26 tablo, 8 MB)

5 Mart’ta Rosa Luxemburg’un 150’nci doğum günü kutlanacak. Dünya işçi sınıfı hareketi içerisinde çok iyi tanınan ve 1919 Ocak’ında yoldaşı Karl Liebknecht ile birlikte karşı devrim tarafından katledilen, unutturulmaya çalışılan, ama komünistlerin, devrimcilerin ve dünya sokaklarını dolduranların hafızasına kazınan Rosa Luxemburg farklı mücadele alanlarında yaşamaya devam ediyor. Savaşanlar olduğu müddetçe de unutulmayacak!

„Rosa Luxemburg“ weiterlesen