Küresel Fay Hatları: Topyekûn Savaş Sarmalı ve Bölgesel Çatışmalar

Güncel ihtilafların olası kümülatif sonuçları üzerine…

Son yazılarımızda İran’a yönelik saldırı savaşının dünya çapındaki etkilerini ve insanlığı yok edebilecek şiddetteki nükleer savaş tehlikesine ne denli yakınlaştığımızı anlatmaya çalıştık. Gerçi bu tehlikeye gerek Politika Gazetesi’nde gerekse de farklı devrimci yayınlarda yeterince dikkat çekildi, ama bu sefer konuyu farklı bir senaryo üzerinden irdelemek istiyoruz. Elbette bu senaryo bazı varsayımlara ve tahminlere dayanmaktadır, ancak gerçekleşme olasılığının güncel ihtilaflara bakarak ve engelleyici faktörlerin zayıflaması veya yok olması durumunda hayli yüksek olduğunu düşündüğümüzü belirtmeliyiz. Dünya çapında bir kaosa yol açabileceğini düşündüğümüz senaryo gerek Batılı emperyalist güçlerin gerekse de Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kendi iç sorunlarına odaklanmaları ve/veya birbirleriyle olan mücadeleye hapsolmaları durumunda müdahale kapasitelerinin zayıflaması, yani vekalet savaşlarını denetleme olanaklarının azalması sonucu nelerin olabileceği sorusu üzerine kuruludur. Dünyanın farklı coğrafyalarında, özellikle hassas bölgelerdeki güncel ve donmuş ihtilaflar ABD, Rusya ve ÇHC’nin denetleme ve müdahale olanakları eksildiğinde ne gibi sonuçlar yaratabilir? Bununla bağlantılı olan soru, dünyamızın 2026 yılında sonraları kontrol edilemeyecek bir topyekûn savaş sarmalına mı girdiği sorusudur. Makalemizde bu soruların yanıtlarını farklı bölgelerdeki reel ihtilaflara bakarak arayacağız.

„Küresel Fay Hatları: Topyekûn Savaş Sarmalı ve Bölgesel Çatışmalar“ weiterlesen

Hibrid Savaş

21. yüzyılın yeni oluşan askeri-sınai-dijital kompleksi üzerine

5 Şubat 2026

Dikkatli okur fark etmiştir; yazılarımızda “emperyalizm” ve “askeri-sınai-kompleks” tanımlarını sıkça kullanıyoruz. Yazılarımıza gelen bazı tepkilerde “geçmişin tanımlarıyla bugünü açıklamaya çalışıyorsun” eleştirileri de geliyor. O nedenle şunu açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullandığımız emperyalizm tanımı 19. Yüzyılda kalmış olan bir tanım değil, halen geçerliliğini koruyan ve kapitalizmin yasallığı üzerine kurulu Leninist bir tanımlamadır. Şüphesiz 19. Yüzyılın emperyalist devletleri ile günümüzün emperyalist güçleri arasında farklılıklar bulunmaktadır, kullandıkları yöntemler farklıdır, ancak amaç ve hedefleri değişmemiştir: Emperyalist yayılmacılık, dün olduğu gibi bugün de – bu sefer farklı araçlarla – dünyanın geri kalanını boyunduruk altına almak, piyasalara hakim olmak, enerji ve hammadde kaynaklarını sömürmek ve tedarik yollarını kontrol etmeyi amaçlamaktadır.

„Hibrid Savaş“ weiterlesen

Ukrayna bahane mi?

Ukrayna bahane mi?

12 Haziran 2022

Avrupa toplumsal ve siyasi solu Ukrayna konusunda “saldırganlığa karşı çıkma” gerekçesiyle egemen siyasete eklemlenmiş “NATO soluna” dönüştü. Gerçi başta Almanya barış hareketinin bazı bileşenleri olmak üzere farklı kesimlerden itirazlar yükselmiyor değil, ama bu itirazlar uzay boşluğuna yayılan ses dalgaları misali pek dikkate alınmıyor. Bunların dikkate alınmamasının yanı sıra, son süreci dünya çapındaki gelişmeler ve tarihsel arka plan bağlamında ele alan analizler de “komplo teorileri” veya “20’nci Yüzyıldan kalma eskimiş bakış açıları” olarak karalanıyor. Buna karşı Avrupa “solunun” önde gelen isimleri, bürokratik parti aparatlarının kontrolü altındaki medya üzerinden neredeyse her gün “NATO ve uluslararası siyaset konusunda yeni şeyler söylemeliyiz” propagandasını yapıyorlar.

„Ukrayna bahane mi?“ weiterlesen